yihhu.com, hayatım, koşuşturmaca
Temmuz, 2009 için arşivler
Aşkın Gerçek Sembolü
3 Tem
Aşkın sembolü neden kalptir? Hayatı simgelediği için mi? Vücudu idare ettiği için mi? Yoksa sürekli atıp durduğu için mi? Diğer organlarımız değil de neden kalp?
Kalbi aşkın sembolü yapmak ilk hangi denyonun aklına geldiyse bunu düşünürken kafasının güzel olduğu kesin. Zira kalp değil aşkı hiç bir şeyi sembolize edebilme yeteneğine sahip değildir benim nazarımda. Özellikle konu aşk acısı olduğunda güzel kız görmüş maganda gibi apışıp kalır, kitlenir. Çünkü kalp doğası gereği sadece 2 şey yapabilir; ya çalışır ya da durur. Eksik veya yarım yamalak çalışma gibi bir lüksü yoktur. Yani ya yaşarsınız ya ölürsünüz; her iki durumda da acı çekmezsiniz. Halbuki başka bir organınız, mesala karaciğeriniz öyle değildir. Onun eksik çalışması sizi öldürmez ama süründürür. Acı çekersiniz tıpkı aşk acısı gibi. Böbrek veya dalakta da aynı şey geçerlidir. Böbreklerinizdeki rahatsızlık yüzünden tuvalete bile zor giderken, aynı durum dalağınızda olsa adım atamaz hale gelirsiniz.
Kalbin haricinde bu organların size acı çektirebilme gibi bir özellikleri vardır. Söz konusu aşk olduğunda bunlar aşkın yerini alamaz diye düşünüyorsanız ayıp edersiniz. Zira renk olarak hemen hemen hepsi aynı tonda, kaldı ki şekilleri daha düzgün olduğundan ağaç kabuğu ve kağıt üzerine çizilmesi daha kolay.
Uzun lafın kısası kalbin acı çektirdiği nerde görülmüş; en kötü ihtimal “hık hık” deyip birkaç saniye içinde mortu çeker, küt diye gidersiniz. Fakat karaciğerin acısı tıpkı bir aşk acısı gibi yaşam boyu sizle kalır. İstediğiniz gibi eğlenemezsiniz. Farz-ı mahal felekten bir gece çalmak için dışarı çıktınız, içkinin en güzel yerinde size korkunç bir ağrı verecektir. Aynı aşk acısı gibi; en mutlu anınızda, gözünüzün önüne geçmişe dair izler çıkartır ve tek kelimeyle bütün neşenizin içine sıçar. İkisi de hayattan zevk almamanız için ellerinden geleni fütursuzca yaparlar.
Birinde ölüm huzurlu ve kolayken diğerinde yaşam hırçın ve zordur.
Benim vardığım en son nokta budur… Bence aşkın sembolü asıl karaciğerdir. İtirazı olan varmı bilmiyorum. Hoş, itirazlarınız çok da umurumda sanki.
Bütün Karaciğerimle, Sevgi ve Saygılarımla;
Hacı Gökhan Akman
Arayı uzun tuttuk
3 Tem
Başlarda, büyük bir hevesle başladığım yazma işine bir süre ara vermek durumunda kalmıştım.Sanırım blogumda uzun yazmalıyım düşüncesine sahip olmamdan kaynaklı ve bu kadar zaman zarfında uzun konulara değinecek bir yaşamım olmadı. Artık kısa ama güncel bir blog tutmaya kadar verdim. Bir süredir üzerinde çalıştığım projem yihhu.com‘da projemin sonlarına doğru yaklaştım. Flex ile verdiğim mücadeleler başarı yolunda ilerliyor. Fikir ilk aklıma geldiğinde, yurt dışında benzer örneklerinin olup olmadığını incelemiştim. Çok benzemesede video içeriği oluşturabileceğiniz animoto ile karşılaşmıştım. Bundan dolayı sevinmiştim çünkü bu fikrin ilk olduğunu düşünmekteydim. Fakat 2 gün önce bir arkadaşımın Facebook profili sayesinde O’nunla karşılaştım. JibJab.com’u açıkçası daha önce duymamıştım ve benle çok benzer bir fikirleri var. Yaklaşık 11M$ yatırım almış bir proje ile nasıl mücadele edeceğim konusunda şüphelerim var. Çünkü teknolojimi geliştirme konusunda tek kişiyim ve grafik tasarım kısmında eksik kalıyorum. Sitelerini deneme fırsatı bulduğumda bazı eksiklerini ve artı yönlerini gördüm. Eksik yanlarını söylemek gerekirse:
- Bazı videolar ücretsiz olarak yapılabilmekteyken, bir çok video ve resim ücret karşılığında yapılmakta,
- Video oluştururken, kullanıcıyı yeterinde özgür kılmıyor. Çünkü kullanıcının hangi sahneleri seçmesini, yada müziği seçmesine olanak vermiyor,
artı yanlarına gelcek olursak:
- her farklı videoyu oluştururken, her seferinde yüzler yüklemek zorunda kalmıyorsunuz. Üyeliğiniz ile giriş yaptığınızda daha önceki yüklediğiniz yüzler alt kısımda beliriveriyor.
Projeyi bitirmek için elimden geleni yapıorum. Hİç bir zaman bitmeyeceğini biliyorum fakat artık tüm gelişmeleri burda yazacağım.
Artık arayı fazla uzun tutmayacağız…
Adımla Nasıl Berabersem
3 Tem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın
ATTİLA İLHAN
aşık olmak mı, olmamak mı?
3 Tem
yihhu.com dan haberlerin yanında artık aşk hayatım ile ilgili de yazacağım. Ortak arkadaşımız vasıtasıyla tanıtştığım bir kız vardı. Bir süredirde konuşuyorduk.O’na neler hissettiğimi tam bilemiyorum. Çünkü O’nu iyi tanımıyorum. “Acaba uyumlu olur muyuz, olmaz mıyız” düşüncem hala şekil almadı. Hakkında şöyle bakarsak çokta fazla bir şeyler bilmiyorum.
O’na bir şeyler hissetmek içinde erken olduğunun farkındayım ve ne hissettiğimi de bilmiyorum. O’nu tanımak için çaba sarfediyorum. Aşık olmaktanda korkuyorum. Geçmiş bir hikayemi daha önce sizlerle paylaşmıştım ve benzer şeylerin olmasından korkuyorum. Duygusal bir yapım var ve çabuk bağlanıp zor kopabilen bir insanım. Ya O’na aşık olursam, ve yine kötü bir sonla karşılaşırsam? Bu sonla tanışmak istemiyorum. O’nu tanıdıkça sonu hüsranlı biten hikayelere dahi göğüs gerebileceğimi hissediyorum. Her ne pahasına olursa olsun tanımak istiyorum. Aramızda bir aşk filizlenip, filizlenmeyeceğini kestirmek zor ama O’nu tanımak istiyorum. Sonunu düşünmeden delice aşık olmak istiyorum…