yihhu.com, hayatım, koşuşturmaca
Kasım, 2009 için arşivler
Son bir uçurum mu, yoksa mutluluğa doğru bir yol mu?
3 Kas
Geçtiğimiz günlerde O’na küçük bir oyun oynayarak telefonunu aldım. Aslında numarasını biliyordum, fakat O’ndan almamıştım. Bu hiçte hoş bir davranış değildi. Telefon numarasını O’ndan almadan O’nu arayamazdım. Küçük oyun düşündüğüm gibi gitti ve telefon numarasını verdi.
Yarın bayram ve O’na ilk mesajımı atmam için güzel bir sebebim var. Aldığım cevaba göre, O’nu bir yerlere davet edeceğim. Umarım düşündüğüm gibi her şey yolunda gider ve yolun sonunda bir uçuruma sürüklenmem.
O’na Düşündüğüm Planlar Suya Düşünce
3 Kas
O’nunla bayramı bahane ederek mesajlaşmak 1 haftadır düşündüğüm bir şeydi. O’nunla mesajlaşıp bayramın son günlerine doğru bir yerlere davet edecektim. Böylece O’nun bana karşı düşüncelerini öğrenebilecektim. Eğer gelirse, bana karşı boş olmadığına kânaat getirebilecektim. Eğer gelmez yada tersler ise hüzünlü bir son olacaktı.
Hiç aklıma gelmeyen Ankarada dışında olma ihtimali gerçekleşti ve bayram sebebiyle Ankara dışına çıkmış. Bu yüzden mesaj dışında bir adım atamayacağım. İlk mesajımda bayramını kutladım ve nasıl olduğunu sordum. Çok laubali olmadan bir mesaj yazdım. Gelen cevap çok güzeldi, uslubu, attığı mesajdaki bana karşı tutumu gerçekten güzeldi
not: bu temamdaki ilk gülen yüz ifadem ve temamı bu sefer çok beğendim.
O’nunla Nasıl Tanıştım?
3 Kas
O’nu ilk öğrenci işlerinde gördükten sonra, uzunca bir yaz tatili boyunca hiç göremedim. Tek bildiğim Organik Kimya dersini aldığıydı. İsmini bilmiyordum, sınıfını bilmiyordum. Aklımdan hiç çıkmadan yer edinen ise gözleriydi. Gülüşü gözlerine yansımıştı, her gülüşünde gözlerinde pırlantalar parıldırıyordu. İsmini dahi bilmediğim bu kız, aklımda bir melekten öte güzellikle saklıydı. Hep o gülüşünü gözlerimin önünde canlanıyordu.
Taki, Selin dostumun fotoğraflarında O’nun fotoğrafını görene kadar hakkında hiç bir şey bilmiyordum. Dostumun liseden samimi arkadaşı çıkması, bence sadece bir tesadüf değildi. Artık ismini biliyordum, sınıfını, yaşını vs hakkında herşeyi Selin’den öğrenmiştim. Fakat bir sorun vardı. Selin ile O’nun arası eskisi gibi değildi. Selini aracı kullanarak O’nunla tanışamazdım.
Tesadüfler birbirini kovaladı. Okul yeni açılmıştı. Ogün Merve ile konuşurken kuzeni Esra’dan bahsetti. Esra ile aynı bölüm ve aynı sınıfta olması güzel bir tesadüftü. Fakat yine bir sorun vardı. Çünkü Esra ile O’nun arası yoktu. Sadece merhabalaştığı biriydi. Esra ile de O’nunla tanışamazdım.
Sevindirici haber uzaktan gelmedi. Ogün son sınıfların tasarım grupları oluşturulmuştu. Esra’nın yakın arkadaşı Ayşe ile O aynı tasarım grubunda yer almışlar. Hocanın rasgale seçimi sonucu oluşturulan bu grup, benim O’na ulaşmamı sağlayabilecekti. Önce Merve Esra ile tanıştırdı. Esra Ayşe ile tanıştırdı ve sonunda Ayşe’de O’nunla tanıştırdı. Artık O’nunla tanışmıştım. Aslında O’nu yakından tanıyordum, ne yaptığını, ne sevdiğini her şeyi biliyordum. Ama O beni tanmıyordu. Artık O da beni tanıyordu.
Daha sonrasında Ayşe, Esra, Selinin yardımları sayesinde O’nu tekrar görebilecektim. Hakları ödenmez arkadaşlarımın.
Şimdi Aşk – 1 -
3 Kas
Bir kaç yazıdır geçmişten bahsediyorum, fakat bu yazımda bugunden bahsetmek istiyorum. Geçen dönemin son günlerinde görmüştüm O’nu. Çok kısa bir konuşmamız olmuştu. Fakat hiç bir zaman aklımdan çıkmayan bir diyalogtu. Staj sebebinden dolayı imzalatmam gereken kağıtlar için öğrenci işlerine gitmiştim. 2-3 kişilik minik bir sıra vardı. Önümde belgelerini düzenliyordu. Onda farkettimki nufüs cuzdanı fotokopim eksikmiş. İlk konuşma, göz göze gelişimiz o anda olmuştu. Ona hafif bir ses tonu ile “afedersiniz, nufus fotokopiside mi gerekli” sözleri çıktı ağzımdan. O’nun bana dönüşü cevap verişi, ilk gözlerini görmemdi. Bu kadar anlamsız sözler, bu gözlerle bir anlam kazanmıştı. Bir aşkın ilk tohumların atılmıştı kalbime. O işlemlerini yaparken, ben nutkum tutulmuş vaziyette sadece gözlerini izliyordum. Bir pırlanta gibi parıldıyordu. Gözlerimi alamıyordum bu güzellikten. İşlemlerini bitirip giderken, koluma dokunup iyi günler demesi mıh gibi aklıma kazındı. O giderken, ben sadece bakakaldım. Arkasından koşup, haykırmak gerekirdi. Bu aşkı O’na haykırmalıydım, gitmesine izin vermemeliydim. Fakat gitti…
Final haftasının son günlerinin olmasının etkisiyle, bir daha yüzünü göremedim. İsmini, bölümünü bilmediğim bir güzellikti. O’nunla ilk karşılaşmamız bu şekilde olmuştu. Güzel tesadüfler bizi tekrar görüştürdü, tanıştırdı.
Devam edecek…
son gelm(iş)
3 Kas
bugun Ayşeden gelen 2 mesajı yazıyorum size:
sanada iyi bayramlar koraycan
uzulmeni istemem tabi. ama bana sorasan acilma derim, ark.ni kaybetme derim sadece tavsiye!
Benden Ayşeye giden cevap:
ben ona arkadaştan öte şeyler hissediyorum. bildiğin bir şey mi var , bana karşı düşüncelerini biliyormusun
ondan gelen cevap:
işte o yüzden diyorum koraycim ya acilma yada ark. karlmayi unut!bole pat diye solemek istemezdim uzgunum.
Buda demek oluyor ki yine huzunlu bir son buldu beni, bu ankara soğunda. Bu soğukta başımı koyup ısıtacak bir yürek arayışım son buldu…
2006 Yazi ve O
3 Kas
2006 Yazı benim için dönüm için dönüm noktası olmuştur. Öss istediğimden kötü geçmiş olsada, elle tutulur yerlere girmeme yetiyordu. İstediğim şehirde, istediğim bölüme, istemediğim okula yerleştim.
Bu yaz benim hayatımı etkileyen en önemli olay öss değildi. Öss gelip geçiciydi fakat O… O’nun yeri bambaşkaydım. Karşılıksız aşıktım O’na. Küçük bir çocuğun sevgisi gibi, saf bir sevgiyle seviyordum. Biliyorum benimde hatalarım oldu, O’nunda. Karşılıklı sevgimizi incir kavuğunu dolduramyan sebeplerden bitiriyorduk. En sonunda, ayrıldık. Hüzünlü bir sarhoşluktu. Bu sarhoşluktan çıkmam bir süre aldı ve bunu farkettiğimde O’na koştum.
O’na koşuşum hayatımda radikal kararlar almama sebep olacağını bilemezdim. O’nun hasta olduğu bir gün sürpriz yapmak istemiştim, Kızılaydan ( Ankara-Merkez) O’nun en sevdiği çiçekleri alarak atladım otobüse. Nerde oturduğunu çok fazla bilmiyordum. Bildiğim tek şey, Taksi durağında indiğiydi. Aklımdan geçirdiğim plan, indiğimde O’nu aramak, O geldiğinde ise dizlerimin üzerinde O’ndan af dilemekti. Umulmayan şekilde gelişti olaylar. Gittiğimde, aşağı inmek istemedi. Sanki bulutlar beni bekliyordu o damlalarını gökyüzüne bırakmak için. Oradaki bir markete sığınmıştım. Telefonda aşağı inmesi için yalvarıyordum. Çiçekten hiç söz etmemiştim, O’na sürpriz olmasını istiyordum. Hiç gelmedi, hiç inmedi aşağıya. Elimdeki çiçekleri merketteki kıza şu sözlerle:”Siz bunları daha çok hakediyorsunuz” vererek attım kendimi yağmura. Otobüs durağıyla market arasında yürürken -yağmur altında- hayatımın geri kalanı için radikal kararlar alacağımı hiç düşünmezdim. Otobüse bindiğimde, geldiğim şöför ve muavin vardı. Değişen ise, elimde çiçek yerine, kızgın suratlı ve sırılsıklam olmuş bir BEN’di.
O gün, o yağmurda, yürürken, ne hissettiğimi bir sonraki bölümde paylaşmak istiyorum. Aldığım kararlar, şuan dahi ilişkilerimde bakış açımı değiştirdi.
-Peki ya, O’nu seviyormuyum hala?
-Gel dese, koşa koşa giderim. TEK UNUTAMADIĞIM İNSAN O.
Sanırım Seviyorum
3 Kas
http://www.kgulpinar.com/2009/11/simdi-ask-2/
http://www.kgulpinar.com/2009/11/simdi-ask-guzel-bir/
Bu yazılarda bahsettiğim kızı sanırım seviyorum. O’nu görmek için binbir takla atıyorum. O’nu görmeden geçirdiğim her an O’nu düşünüyorum. Uyurken O’nun gülüşü beni rüyalar diyarına yolcu ediyor.
Son 1 haftadır, her an, her saniye O’nu düşünüyorum.
İçimi ısıtan bir mutluk O. Umarım hep böyle kalır ve güzel günler görürüm O’nunla beraber…
Çiçekler ve Kızlar
3 Kas
http://www.kgulpinar.com/2009/11/2006-yazi-ve-o/ Şu yazımda belirttiğim olaydan sonra, O’na çok kızmıştım. En azından aşağıya inerek çiçeğimi almalıydı ve bir teşekkürü hakettiğimi düşünüyorum. Ama yapmadı ve ilişkimizin yüzyüze konuşmadan bitmesinden ötürü hep içimde bir ukte kaldı ona tekrar buluşmak.
O olaydan sonra, bir daha asla bir kıza çiçek almayacağıma söz vermiştim ama 1 sene geçmeden bunu bozdum. Üniversite hazırlığa geldiğimde, hoşlandığım bir kız vardı. Benim ve A’( A = ismini vermiyorum ) ile ortak arkadaşımız C ile bir plan yaptık. 14 Şubat günü, ona bir süpriz yapacaktım. Planımız şu şekildeydi; C ders arasında, A’yı sınıftan çıkartacak. Bende ona aldığım çiçeği sınıfta sırasına bırakacaktım. Tabiki planım yine tutmadı burda, unuttuğum çok fazla şey varmış meğerki..
Sabahtan ilk derselere girmedik ve C ile buluşarak direk çiçekçiye gittik. Çokta güzel br çiçek yaptırdık. O kadar güzel olmuşki o gün cebimde olan tüm paramı, o çiçeğe vermiştim. Okula geçtik ve ders arası verilmesi için, beklemeye başladık. Bu kısımda unuttuğum bir şeyi farkettim. Derse ara verildiğinde koridorlar öğrenci ile dolacak ve koridorun sonundaki sınıfa gitmem gerekiyordu. Bu bir cesaret sınavıydı benim için. Derse ara verildiğinde C yanımdan ayrılarak, A’yı sınıftan çıkarmaya gitti. A sınıftan çıktığında C bana cep telefonu iletti bana durumu. Tüm koridoru büyük bir çiçekle geçtim ve sınıfa vardım. Unutttuğum diğer olasılık A’nın oturduğu yeri bilmeyişimdi. Neyseki sınıfa girişimdeki ilk aptallığımı atlatıp, sınıfta bulunan yakın arkadaşına sordum sırasını ve sırasına bırakarak, uzaklaştım. Çiçeğini aldıktan sonra, O gün boyunca hiç görüşme fırsatımız olmadı. Son ders arasıydı ve ders bitiminde aniden bastıran yağmur yüzünden görüşemedik.
Yüzyüze konuşmamız gerekenler, ne yazıkki; msn üzerinden oldu. Hiç sevmem internet aracılığıyla, ilişkiyi düşüdüğüm kızlarla konuşmayı. Cevabı netti:Arkadaş kalalım.
Kendime çıkarılacak sonuçlar:
- Zemin etütü yapmadan bir kıza sürpriz yapmaya çalışmayın.
- Cebinizdeki tüm parayı bir çiçeğe vermeyin.
- Bir kızdan hoşlanıyorsanız, çiçek taşımaktan utanmayın.
Şimdi Aşk – 2 -
3 Kas
Bugun, mutsuz başlayan hayatım, bir anda mutluluğa ulaştı. Ödevlerden ve raporlardan kafamı kaldıramazken, bir anda O’nu gördüm.
Haftasonu küçük istanbul kaçamağından sonra, pazar akşamı eve dönebilmiştim. Pazartesi gününe yetiştirmem gereken imalat sistemleri ödevi ve akışkanlar mekaniği raporu vardı. Sabah 10.00′da yurt dışı staj için ingilizce sınavım var(mış). Bu kadar üst üste gelince güne moralsiz ve sinirli başlamıştım. Ingilizce sınavından 70′in üzerinde alamadığım için sözlü sınava dahi çağrılmadım. Derste ödev yaptığım için, dersleride takip edemedim. Her şey kötü giderken bir anda, O çıka geldi.
Yemeğe gitmek için merdivenlerden inerken, O’nu gördüm. O’da dersten çıkmış, kantine gidiyordu. Ordanda laboratuarına gidecekmiş. Hızlı hızlı merhaba dedikten sonra bir çift laf ettik. Günümün neşeli geçmesine bu 1 dakikanın etkisi çok oldu. Bir anda içim kıpır kıpır oldu. Ankara’nın keskin soğunda içimi ıstan bir gülüşü vardı.
Tanışma hikayemizle devam edecek…