Koray Gülpınar

Aslında '97 yada '96 yılında başladı herşey. Atariler, oyun salonlarından sonra Win 3.1 ile tanışarak başladı. Şimdi yihhu.com ve seonokta.com ile uğraaşıyorum. Aynı zamanda Gazi Makine Mühendisliği 4. sınıf öğrencisiyim. İnternet, pazarlama, seo, yazılım, aslında fikirlerimde ihtiyaç duyduğum herşeye karşı ilgiliyim.


Koray Gülpınar tarafından yayınlananlar

FlarManager

Dünkü yazımda, gerekli performansı yakalayamadığımdan bahsetmiştim, bugun FlarManager alt yapısınıda sisteme entegre ederek, çoklu referans algılama sisteminin yanında, sisteme hızda katmış olmaktayım şuan hala üzerinde çalışıyorum ve en yakın sürede bu sorunuda aşıp artık Ankara dönüşünde video çekimlerine başlamak istiyorum.

Ispartadayım hala, ve hala… Burda internete ara ara girebiliyorum, projemi localhost’umda geliştirmeye devam ediyorum. Burda yazmadım fakat bir kaç gün önce babamla hamama gittik. Eski Osmanlı Hamamı idi, bir kaç sene önce restore edilerek tekrar hizmete sokulmuştu. Artık bizim için klasik halini almaya başladı. Son üç dört senedir bayramlarda olsun, başka zamanlarda olsun, her gelişimizde hamama gider olduk. Unutulan bir değeri yaşatmak oldukça güzel.

yihhu.com’da embed kod

yihhu.com’da videolar henüz hazır olmamasına karşın, artık embed kod verebilecek düzeye getirdim. Bir de playerı mevcuttur ve blogunuza ekleme yapabilirsiniz. Ben bloguma deneme amaçlı bir kaç video attım ve düzgün bir şekilde çalıştı. Hızla geliştirmeye devam ediyorum…

Aşk hayatıma gelince, birisi var. Yeni birisi. O’ndan hoşlanıyorum, şuan çok şey yazmak istiyorum ama kelimeler boğazımda düğümlenmiş durumda. Neden nasıl olduğunu bilmiyorum ama kelimeler bir bokçaya sarılmış benden uzaklaşmışlar gibiler. Uzun bir yolculuk seyahatindeler sanırım, çünkü yazamıyorum…

Pazar Tatili

Bugun tam manasıyla tatil zamanımdı, pek bir şey yapmadım. Girişimcilik kampında “odaklan, odaklan, odaklan” felsefesini kapmıştım fakat bugun orucunda etkisiyle sanırım, ara verdim işlere. Tüm gün televizyon izledim, uyudum, iftar açtım yani boş boş geçirdim zamanı.

Memleketimdeyim

Alanya tatilinden sonra, Ispartaya Uluborluya geçtim, geçen hafta cumartesinden itibaren burdaydım. Internet erişimim oldukça sağlıklı değil. Genelde balkondanda sadece yere koyarak internete erişim sağlayabiliyorum. Olsun yinede arada internete girmek için yeterli bence.

Burda yihhu.com için php alt yapısında oldukça güzel iyileştirmeler yaptım fakat, as3 alt yapısında aynı şeyleri söyleyemeceğim. Burda yeni video çekimleri yaptım ve kötü bir süprizle kaşılaştım. Çünkü oldukça düşük bir performansla karşılaştım. Nesneleri referans noktasında yerleştirmede herhangibir sorun olmasada, video işleme hızı oldukça düşük ve kesik kesik gerçekleşiyor. İki gündür bu sorunu çözmek için uğraşıyorum, videoda görüntüden ödün verdiğinizde sorun çözülüyor fakat istedğim 640*480 çözünürlüktede güzel bir sonuç almak.

Bugun gördüğüm bir şey ok.net‘inde kendilerine ziyaretçi dönüşü için viral bir uygulama içine girmeleri. Benim yaptığıma yakın bir örnek oluşturmuşlar. SWFDecompiler lisanslı ürününü kullanmaktayım. Bununla nasıl yapıldıklarını incelemeye başlayacağım, çünkü benim alt yapım istediğim performası bir türlü vermiyor :(

Şuan Flartoolkit kullanmaktayım ve başka alt yapılara geçmek istemiyorum çünkü ilerisi için başka fikirlerim var. Bugun liseden bir arkadaşım, siteme girmiş ve bana şöyle dedi:”Kendi videomuzada ekleyebilecekmiyiz”. Aslında ben bunun için flartoolkit kullanma taraftarıyım. Elinize herhangi bir referans gösteren kağıt aldıktan sonra videolarınızı çekip yihhu’ya gönderdiğinizde, kendi videonuzda olabilecek bir alt yapı mevcut. Fakat performansın kötü oluşu beni tedirgin ediyor. Umarım sorunu çözer ve projeye devam ederim.

Aşkın Gerçek Sembolü

Aşkın sembolü neden kalptir? Hayatı simgelediği için mi? Vücudu idare ettiği için mi? Yoksa sürekli atıp durduğu için mi? Diğer organlarımız değil de neden kalp?

Kalbi aşkın sembolü yapmak ilk hangi denyonun aklına geldiyse bunu düşünürken kafasının güzel olduğu kesin. Zira kalp değil aşkı hiç bir şeyi sembolize edebilme yeteneğine sahip değildir benim nazarımda. Özellikle konu aşk acısı olduğunda güzel kız görmüş maganda gibi apışıp kalır, kitlenir. Çünkü kalp doğası gereği sadece 2 şey yapabilir; ya çalışır ya da durur. Eksik veya yarım yamalak çalışma gibi bir lüksü yoktur. Yani ya yaşarsınız ya ölürsünüz; her iki durumda da acı çekmezsiniz. Halbuki başka bir organınız, mesala karaciğeriniz öyle değildir. Onun eksik çalışması sizi öldürmez ama süründürür. Acı çekersiniz tıpkı aşk acısı gibi. Böbrek veya dalakta da aynı şey geçerlidir. Böbreklerinizdeki rahatsızlık yüzünden tuvalete bile zor giderken, aynı durum dalağınızda olsa adım atamaz hale gelirsiniz.

Kalbin haricinde bu organların size acı çektirebilme gibi bir özellikleri vardır. Söz konusu aşk olduğunda bunlar aşkın yerini alamaz diye düşünüyorsanız ayıp edersiniz. Zira renk olarak hemen hemen hepsi aynı tonda, kaldı ki şekilleri daha düzgün olduğundan ağaç kabuğu ve kağıt üzerine çizilmesi daha kolay.

Uzun lafın kısası kalbin acı çektirdiği nerde görülmüş; en kötü ihtimal “hık hık” deyip birkaç saniye içinde mortu çeker, küt diye gidersiniz. Fakat karaciğerin acısı tıpkı bir aşk acısı gibi yaşam boyu sizle kalır. İstediğiniz gibi eğlenemezsiniz. Farz-ı mahal felekten bir gece çalmak için dışarı çıktınız, içkinin en güzel yerinde size korkunç bir ağrı verecektir. Aynı aşk acısı gibi; en mutlu anınızda, gözünüzün önüne geçmişe dair izler çıkartır ve tek kelimeyle bütün neşenizin içine sıçar. İkisi de hayattan zevk almamanız için ellerinden geleni fütursuzca yaparlar.

Birinde ölüm huzurlu ve kolayken diğerinde yaşam hırçın ve zordur.

Benim vardığım en son nokta budur… Bence aşkın sembolü asıl karaciğerdir. İtirazı olan varmı bilmiyorum. Hoş, itirazlarınız çok da umurumda sanki.

Bütün Karaciğerimle, Sevgi ve Saygılarımla;
Hacı Gökhan Akman

Adımla Nasıl Berabersem

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

ATTİLA İLHAN

Tutulma – SansüreSansür

Facebook’ta yasaklanan filmi buradan izleyebilirsiniz.

“BU FİLMİ YASAKLANMADAN İZLEYİN!”

Sınavların Etkileri

Şu aralar,final döneminde fazla yazma fırsatı bulamıyorum. Bu dönem benim için oldukça yorucu geçiyor.  Şuan itibari ile 2 sınavı atlattık. İmal ve Türkçe sınavları olduk ve imal beklediğim gibi geçmesede kötü’de değildi. Umarım BA alırım. 4 kredilik bir ders olması onu bir kademe öne taşıyor. 4 * 3.5 = 14 gibi etken edecek olması not ortalamam için oldukça iyi olurdu. Bu dönem not ortalamamın üstüne çok düşüyorum, çünkü genel not ortalamamı 3 üstüne çıkarmam gerekli. “Ne olacak 3 üstü ortalama” diye sorabilirsiniz, çünkü hayallerim var. Yurt dışı yüksek lisans, master için 3 ortalamanın üstünde olmam gerekiyor.

Bugunku sınavda farkettiğim bir başka nokta daha var. Uzun zamandır okulda görmediğim bir çok arkadaşımı gördüm. Çoğu derslere pek gelmez. 3 aydır görmediğim yüzleri bugun sınavda gördüm. İnsanları bıktıran sınavlar, onları bir araya getirebiliyor