yihhu.com, hayatım, koşuşturmaca
Rastgale
Koray Gülpınarın hayatından rastgale
Memleketimdeyim
3 Ağu
Alanya tatilinden sonra, Ispartaya Uluborluya geçtim, geçen hafta cumartesinden itibaren burdaydım. Internet erişimim oldukça sağlıklı değil. Genelde balkondanda sadece yere koyarak internete erişim sağlayabiliyorum. Olsun yinede arada internete girmek için yeterli bence.
Burda yihhu.com için php alt yapısında oldukça güzel iyileştirmeler yaptım fakat, as3 alt yapısında aynı şeyleri söyleyemeceğim. Burda yeni video çekimleri yaptım ve kötü bir süprizle kaşılaştım. Çünkü oldukça düşük bir performansla karşılaştım. Nesneleri referans noktasında yerleştirmede herhangibir sorun olmasada, video işleme hızı oldukça düşük ve kesik kesik gerçekleşiyor. İki gündür bu sorunu çözmek için uğraşıyorum, videoda görüntüden ödün verdiğinizde sorun çözülüyor fakat istedğim 640*480 çözünürlüktede güzel bir sonuç almak.
Bugun gördüğüm bir şey ok.net‘inde kendilerine ziyaretçi dönüşü için viral bir uygulama içine girmeleri. Benim yaptığıma yakın bir örnek oluşturmuşlar. SWFDecompiler lisanslı ürününü kullanmaktayım. Bununla nasıl yapıldıklarını incelemeye başlayacağım, çünkü benim alt yapım istediğim performası bir türlü vermiyor ![]()
Şuan Flartoolkit kullanmaktayım ve başka alt yapılara geçmek istemiyorum çünkü ilerisi için başka fikirlerim var. Bugun liseden bir arkadaşım, siteme girmiş ve bana şöyle dedi:”Kendi videomuzada ekleyebilecekmiyiz”. Aslında ben bunun için flartoolkit kullanma taraftarıyım. Elinize herhangi bir referans gösteren kağıt aldıktan sonra videolarınızı çekip yihhu’ya gönderdiğinizde, kendi videonuzda olabilecek bir alt yapı mevcut. Fakat performansın kötü oluşu beni tedirgin ediyor. Umarım sorunu çözer ve projeye devam ederim.
Aşkın Gerçek Sembolü
3 Tem
Aşkın sembolü neden kalptir? Hayatı simgelediği için mi? Vücudu idare ettiği için mi? Yoksa sürekli atıp durduğu için mi? Diğer organlarımız değil de neden kalp?
Kalbi aşkın sembolü yapmak ilk hangi denyonun aklına geldiyse bunu düşünürken kafasının güzel olduğu kesin. Zira kalp değil aşkı hiç bir şeyi sembolize edebilme yeteneğine sahip değildir benim nazarımda. Özellikle konu aşk acısı olduğunda güzel kız görmüş maganda gibi apışıp kalır, kitlenir. Çünkü kalp doğası gereği sadece 2 şey yapabilir; ya çalışır ya da durur. Eksik veya yarım yamalak çalışma gibi bir lüksü yoktur. Yani ya yaşarsınız ya ölürsünüz; her iki durumda da acı çekmezsiniz. Halbuki başka bir organınız, mesala karaciğeriniz öyle değildir. Onun eksik çalışması sizi öldürmez ama süründürür. Acı çekersiniz tıpkı aşk acısı gibi. Böbrek veya dalakta da aynı şey geçerlidir. Böbreklerinizdeki rahatsızlık yüzünden tuvalete bile zor giderken, aynı durum dalağınızda olsa adım atamaz hale gelirsiniz.
Kalbin haricinde bu organların size acı çektirebilme gibi bir özellikleri vardır. Söz konusu aşk olduğunda bunlar aşkın yerini alamaz diye düşünüyorsanız ayıp edersiniz. Zira renk olarak hemen hemen hepsi aynı tonda, kaldı ki şekilleri daha düzgün olduğundan ağaç kabuğu ve kağıt üzerine çizilmesi daha kolay.
Uzun lafın kısası kalbin acı çektirdiği nerde görülmüş; en kötü ihtimal “hık hık” deyip birkaç saniye içinde mortu çeker, küt diye gidersiniz. Fakat karaciğerin acısı tıpkı bir aşk acısı gibi yaşam boyu sizle kalır. İstediğiniz gibi eğlenemezsiniz. Farz-ı mahal felekten bir gece çalmak için dışarı çıktınız, içkinin en güzel yerinde size korkunç bir ağrı verecektir. Aynı aşk acısı gibi; en mutlu anınızda, gözünüzün önüne geçmişe dair izler çıkartır ve tek kelimeyle bütün neşenizin içine sıçar. İkisi de hayattan zevk almamanız için ellerinden geleni fütursuzca yaparlar.
Birinde ölüm huzurlu ve kolayken diğerinde yaşam hırçın ve zordur.
Benim vardığım en son nokta budur… Bence aşkın sembolü asıl karaciğerdir. İtirazı olan varmı bilmiyorum. Hoş, itirazlarınız çok da umurumda sanki.
Bütün Karaciğerimle, Sevgi ve Saygılarımla;
Hacı Gökhan Akman
Arayı uzun tuttuk
3 Tem
Başlarda, büyük bir hevesle başladığım yazma işine bir süre ara vermek durumunda kalmıştım.Sanırım blogumda uzun yazmalıyım düşüncesine sahip olmamdan kaynaklı ve bu kadar zaman zarfında uzun konulara değinecek bir yaşamım olmadı. Artık kısa ama güncel bir blog tutmaya kadar verdim. Bir süredir üzerinde çalıştığım projem yihhu.com‘da projemin sonlarına doğru yaklaştım. Flex ile verdiğim mücadeleler başarı yolunda ilerliyor. Fikir ilk aklıma geldiğinde, yurt dışında benzer örneklerinin olup olmadığını incelemiştim. Çok benzemesede video içeriği oluşturabileceğiniz animoto ile karşılaşmıştım. Bundan dolayı sevinmiştim çünkü bu fikrin ilk olduğunu düşünmekteydim. Fakat 2 gün önce bir arkadaşımın Facebook profili sayesinde O’nunla karşılaştım. JibJab.com’u açıkçası daha önce duymamıştım ve benle çok benzer bir fikirleri var. Yaklaşık 11M$ yatırım almış bir proje ile nasıl mücadele edeceğim konusunda şüphelerim var. Çünkü teknolojimi geliştirme konusunda tek kişiyim ve grafik tasarım kısmında eksik kalıyorum. Sitelerini deneme fırsatı bulduğumda bazı eksiklerini ve artı yönlerini gördüm. Eksik yanlarını söylemek gerekirse:
- Bazı videolar ücretsiz olarak yapılabilmekteyken, bir çok video ve resim ücret karşılığında yapılmakta,
- Video oluştururken, kullanıcıyı yeterinde özgür kılmıyor. Çünkü kullanıcının hangi sahneleri seçmesini, yada müziği seçmesine olanak vermiyor,
artı yanlarına gelcek olursak:
- her farklı videoyu oluştururken, her seferinde yüzler yüklemek zorunda kalmıyorsunuz. Üyeliğiniz ile giriş yaptığınızda daha önceki yüklediğiniz yüzler alt kısımda beliriveriyor.
Projeyi bitirmek için elimden geleni yapıorum. Hİç bir zaman bitmeyeceğini biliyorum fakat artık tüm gelişmeleri burda yazacağım.
Artık arayı fazla uzun tutmayacağız…
Adımla Nasıl Berabersem
3 Tem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın
ATTİLA İLHAN
Tutulma – SansüreSansür
3 Haz
Facebook’ta yasaklanan filmi buradan izleyebilirsiniz.
“BU FİLMİ YASAKLANMADAN İZLEYİN!”
Sınavların Etkileri
3 Haz
Şu aralar,final döneminde fazla yazma fırsatı bulamıyorum. Bu dönem benim için oldukça yorucu geçiyor. Şuan itibari ile 2 sınavı atlattık. İmal ve Türkçe sınavları olduk ve imal beklediğim gibi geçmesede kötü’de değildi. Umarım BA alırım. 4 kredilik bir ders olması onu bir kademe öne taşıyor. 4 * 3.5 = 14 gibi etken edecek olması not ortalamam için oldukça iyi olurdu. Bu dönem not ortalamamın üstüne çok düşüyorum, çünkü genel not ortalamamı 3 üstüne çıkarmam gerekli. “Ne olacak 3 üstü ortalama” diye sorabilirsiniz, çünkü hayallerim var. Yurt dışı yüksek lisans, master için 3 ortalamanın üstünde olmam gerekiyor.
Bugunku sınavda farkettiğim bir başka nokta daha var. Uzun zamandır okulda görmediğim bir çok arkadaşımı gördüm. Çoğu derslere pek gelmez. 3 aydır görmediğim yüzleri bugun sınavda gördüm. İnsanları bıktıran sınavlar, onları bir araya getirebiliyor
‘An’ladım…
3 Haz
‘An’ladım
Değmeyecek insanlara yıllarımı verdiğimi anladığımda bir andı.
Değmeyecek sevgilere yıllarımı verdiğimi anladığımda iki andı.
Değmeyecek dostlara yıllarımı verdiğimi anladığında üç an.
Dost olmanın “an”lamı neydi ki üç “an”a sığsın.
Sevmek de yılları verecek kadar değerli değilmiş,iki “an” a sığdırabilecek kadar değersizmiş.
Bir- Bir çift nezaketli sözü bile hak etmeyecek
İki-Emek verildiğinde dönüp gidilebilecek kadar değersiz!
Koşulu varmış,inandığım gibi değilmiş sevmek.
Çıkar varmış.
Varsın olsun.
Ne de olsa ‘bir an’ değil mi silip atmak.
Değer mi hiç söyle…
Silsinler bırak,sorgulama!
Hak etmedin ki sen.
Anlara sığdıramadığın sevgini anlayamayan kendini zorla anlamsızlaştıranlara
Tertemiz,çıkarsız sevdiğin insanlara
Helal et hakkını.
Tek dileğin gelmesi olsun,
Hissettiklerinin on katının sevdiklerinin başına.
Anlamsızlaştırsalar da kendilerini
Kendileri anlam bulsunlar.
Şimdi çok anım var,
Kendime,
Kendime
ve
Sadece kendime verecek ‘An’ larım!!!
15.05.2009
Finaller ve Vize Sonuçları
3 May
Burda mutluluğumu paylaşmayı seviyorum. Dün ( 28.05 ) en düşük sonuç beklediğim dinamik notları açıklandı. Kantinde imal usulleri çalışırken, arkadaşım yanıma gelerek “Yine AA’yı çaktın” demesi beni bir an şok içine soktu. Hangi ders demeye kalmadan “dinamikten 100 – 80 almışsın” dedi. En düşük beklediğim sınavdan bu kadar yüksek almış olamazdım. İlk sınavımın 100 olmasından dolayı biraz rehavete kapılmıştım. Çok güzel geçmemişti benim için sınav. Arkadaşımı bir anda sarsmaya başladım ve “şaka mı yapıorsun?” demeye başladım. Fark ettimki hiçte şaka yapar gibi durmuyordu. Hemen panoların olduğu yere koştuk ve listede ismimi gördüğümde arkadaşım şaka yapmıyordu. “90 vize ortalamam var” ağzımdan çıkan ilk sözler oldu. İnanılmaz şok içindeydim, çünkü hiç kimsenin bulmadığı sonuçları bulmuştum. Kendimle tereddüt ediyordum. Eğer 3 kişiden fazlası aynı sonucu buldu ise benim için doğru olan odur.Fakat bu sefer tam tersi gerçekleşti ve benimki doğru oldu. Artık içim çok rahat, çünkü en korktuğum sınavdan, sınıfın en yüsek notunu alma başarısını gösterdim. Artık vizeleri düşünmek geride kaldı.Önümde finaller var.
Bugunden itibaren finallere harıl harıl çalışmaya başlıyorum. 1 Haziranda ilk sınavım -imal usulleri- var. Can Çoğun hocamızın girdiği derste, bir çok imalat usulünü gördük. Çağdaş ve eski döküm yöntemleri, kaynak yöntemler, sıcak soğuk işlemler, saç levha işlemleri, toz metarulujisi, metal kesme yöntemleri, tezgahlar ve ölçüm bu derste gördüğümüz ana başlıklardır. İmal ( 1.06 ) sınavımdan sonra Türkçe ( 2.06 ) ve dinamik ( 3.06 ) sınavlarım geliyor.Çalışmaya bu yazımdan sonra kesin başlayacağım buna kendi kendime söz veriyorum. Umarım sözümde dururum ve bu dönemi en iyi şekilde kapatabilecek çalışmayı gösteririm
Pazartesi günü ( 25.05 ) Selinin mezuniyet töreni vardı. Kep attılar, içinde başarılar yazan kağıttan aldılar ama benim dahada dikkat çektiğim bşaka bir konu vardı. İstiklal marşının ardından genç fizikçiler “Gazi Yemini” ettiler. Bu yeminde şu söz dikkatimi çekti “Anayada yer alan, Atatürkçü milliyetçiliğime bağlı kalacağıma”. Atatürk diğer inkilaplarına ait bir söz bulunmazken Milliyetçilik konusunda bir sözün bizim üniversitemizin yemininde olması beni düşündürdü.
Manga Şehr-i Hüzün
3 May
Manga – Her Aşk Ölümü Tadacak
Kimileri kaybolur unutulur hatta sesi bu şehirde
Bir gidenle, bir kalanın bilinir hikayesi
Kimileri hayattan mutlu sonlar çalar bu şehirde
Kiminin de bizim gibi yarım kalır hikayesi
Bir hüzün şehri ayırdı bizi
Ve bu son olmayacak
Gözyaşıyla beslediği
Her aşk ölümü tadacak
Ne dualar kurtarır bizi artık ne de zaman
Unutabilmek gerek bazen ağlamadan
Ne yeni bir aşk avutur bizi ne de geçmişin izi
Kabullenmek gerek bazen yenilgiyi
Bir hüzün şehri ayırdı bizi
Ve bu son olmayacak
Gözyaşıyla beslediği
Her aşk ölümü tadacak
Aşk teğet geçiyor.
3 May
aşk -başbakanın deyimiyle- teğet geçiyor.
BİRİSİ
Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda
Nahit Ulvi AKGÜN
Yukarda gördüğünüz -ki benim çok sevdiğim bir şiirdir- şiiri 3 senedir hoşlandığım ama bir türlü açılamadığım kıza gönderdim. Biliyorum aptalca belki biraz, internet üzerinden iletişim kurmak hiç güzel değil.Bunların hepsini kabul ediyorum ama onu okulda görebilme fırsatım olmuyor. Görsemde etrafında bir arkadaş ordusu ile dolaşıyor. Ona ulaşmak ne denli zordu anlatamam size. Bu yüzden ona internet aracılığı ile ulaşmayı tercih ettim. Yukarda gördüğünüz şiir gönderdim. Bir cevap atmadı tabiki de. Olaya benim açımdan bakarsak ondan en azından bir teşekkür yazısı beklerdim.Onun açısından bakarsak ümit vermemek adına bana cevap vermemiş olabilir. Sonuçta üzülen yine ben oldum Sağlık olsun Koray.