Rastgale

Koray Gülpınarın hayatından rastgale

Mum Alevi İle Oynayan Kedinin Öyküsü

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan analmayacaktı…
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mumun yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri…
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

Özdemir ASAF

Ben ve Ben

www.animoto.com adresinde bugun deneme amaçlı yaptığım filmi sizlerle paylaşmak ve siteyi sizlere tanıtmak istedim. Animoto.com ilk çıkışında kendi filmlerinizi ve müziğinizle kendi filminizi yaratın sloganıyla çıkmış bir girişimdir ve şuan popüleritesi oldukça yüksektir. İşin özü kısacası tutmuş bir site. Yeni hizmete aldığı özellik sayesinde sadece resimleriniz değil artık kendi kısa filmlerinizide ekleyebilirsiniz. Şuan 5sn süreyle kısıtlı olsa da zevkli filmler için oldukça güzel bir site.

Vuslat

Süslü sözlerle söylenmemiş,sırrı fezadan gelen nîdasında gizli bir şiirin son satırıydı bu…

Sorulmamış bir sorunun beklenmeyen bir cevabı.

Kadın sustu.

Kadın inandı.

Kadın kapıyı kapattı.

Kadın suslarında kendine kaçtı.

Kadın yazdı.

Sırasını bekleyen bir idam mahkumu gibi gecenin resmini yazdı.

Kadın kaçtı kendine.

Kadın  sustu.

Suslarında evrenin sesini duydu…

Mateminin naif,ürkek sesinde kendini buldu.

Küçük elleri ile yağmura dokundu.

Adamın gölgesi fezada bir buluttu.

Gözleri ile kadını süzdü.

Selam verdi ve geçti.

Kadın ruhunu adamın gölgesinde bıraktı.

Yazdı.

Gitti.

‘Benim hissedemediğim bir yerde öylece bekleyen bir hayalsin,biliyorum’

Mankene Sansür

mankene-sansur

08092009463 Bugun Ankara Kızılayda yürürken dikkatimi bir mağaza çekti. Vitrindeki mankenlerin üzeri örtülmüşlerdi. Bunu yapanın ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Bu mankenleri görenlerin tahrik olmamasını mı istemiş? Bundan tahrik olabiliyorsa bir insan, sapıktır o. Böyle olabileceğini düşünen patron, çalışan her kimse onunda diğer sapıklardan aşağı kalır yanı yoktur.

FlarManager

Dünkü yazımda, gerekli performansı yakalayamadığımdan bahsetmiştim, bugun FlarManager alt yapısınıda sisteme entegre ederek, çoklu referans algılama sisteminin yanında, sisteme hızda katmış olmaktayım şuan hala üzerinde çalışıyorum ve en yakın sürede bu sorunuda aşıp artık Ankara dönüşünde video çekimlerine başlamak istiyorum.

Ispartadayım hala, ve hala… Burda internete ara ara girebiliyorum, projemi localhost’umda geliştirmeye devam ediyorum. Burda yazmadım fakat bir kaç gün önce babamla hamama gittik. Eski Osmanlı Hamamı idi, bir kaç sene önce restore edilerek tekrar hizmete sokulmuştu. Artık bizim için klasik halini almaya başladı. Son üç dört senedir bayramlarda olsun, başka zamanlarda olsun, her gelişimizde hamama gider olduk. Unutulan bir değeri yaşatmak oldukça güzel.

Pazar Tatili

Bugun tam manasıyla tatil zamanımdı, pek bir şey yapmadım. Girişimcilik kampında “odaklan, odaklan, odaklan” felsefesini kapmıştım fakat bugun orucunda etkisiyle sanırım, ara verdim işlere. Tüm gün televizyon izledim, uyudum, iftar açtım yani boş boş geçirdim zamanı.

Memleketimdeyim

Alanya tatilinden sonra, Ispartaya Uluborluya geçtim, geçen hafta cumartesinden itibaren burdaydım. Internet erişimim oldukça sağlıklı değil. Genelde balkondanda sadece yere koyarak internete erişim sağlayabiliyorum. Olsun yinede arada internete girmek için yeterli bence.

Burda yihhu.com için php alt yapısında oldukça güzel iyileştirmeler yaptım fakat, as3 alt yapısında aynı şeyleri söyleyemeceğim. Burda yeni video çekimleri yaptım ve kötü bir süprizle kaşılaştım. Çünkü oldukça düşük bir performansla karşılaştım. Nesneleri referans noktasında yerleştirmede herhangibir sorun olmasada, video işleme hızı oldukça düşük ve kesik kesik gerçekleşiyor. İki gündür bu sorunu çözmek için uğraşıyorum, videoda görüntüden ödün verdiğinizde sorun çözülüyor fakat istedğim 640*480 çözünürlüktede güzel bir sonuç almak.

Bugun gördüğüm bir şey ok.net‘inde kendilerine ziyaretçi dönüşü için viral bir uygulama içine girmeleri. Benim yaptığıma yakın bir örnek oluşturmuşlar. SWFDecompiler lisanslı ürününü kullanmaktayım. Bununla nasıl yapıldıklarını incelemeye başlayacağım, çünkü benim alt yapım istediğim performası bir türlü vermiyor :(

Şuan Flartoolkit kullanmaktayım ve başka alt yapılara geçmek istemiyorum çünkü ilerisi için başka fikirlerim var. Bugun liseden bir arkadaşım, siteme girmiş ve bana şöyle dedi:”Kendi videomuzada ekleyebilecekmiyiz”. Aslında ben bunun için flartoolkit kullanma taraftarıyım. Elinize herhangi bir referans gösteren kağıt aldıktan sonra videolarınızı çekip yihhu’ya gönderdiğinizde, kendi videonuzda olabilecek bir alt yapı mevcut. Fakat performansın kötü oluşu beni tedirgin ediyor. Umarım sorunu çözer ve projeye devam ederim.

Aşkın Gerçek Sembolü

Aşkın sembolü neden kalptir? Hayatı simgelediği için mi? Vücudu idare ettiği için mi? Yoksa sürekli atıp durduğu için mi? Diğer organlarımız değil de neden kalp?

Kalbi aşkın sembolü yapmak ilk hangi denyonun aklına geldiyse bunu düşünürken kafasının güzel olduğu kesin. Zira kalp değil aşkı hiç bir şeyi sembolize edebilme yeteneğine sahip değildir benim nazarımda. Özellikle konu aşk acısı olduğunda güzel kız görmüş maganda gibi apışıp kalır, kitlenir. Çünkü kalp doğası gereği sadece 2 şey yapabilir; ya çalışır ya da durur. Eksik veya yarım yamalak çalışma gibi bir lüksü yoktur. Yani ya yaşarsınız ya ölürsünüz; her iki durumda da acı çekmezsiniz. Halbuki başka bir organınız, mesala karaciğeriniz öyle değildir. Onun eksik çalışması sizi öldürmez ama süründürür. Acı çekersiniz tıpkı aşk acısı gibi. Böbrek veya dalakta da aynı şey geçerlidir. Böbreklerinizdeki rahatsızlık yüzünden tuvalete bile zor giderken, aynı durum dalağınızda olsa adım atamaz hale gelirsiniz.

Kalbin haricinde bu organların size acı çektirebilme gibi bir özellikleri vardır. Söz konusu aşk olduğunda bunlar aşkın yerini alamaz diye düşünüyorsanız ayıp edersiniz. Zira renk olarak hemen hemen hepsi aynı tonda, kaldı ki şekilleri daha düzgün olduğundan ağaç kabuğu ve kağıt üzerine çizilmesi daha kolay.

Uzun lafın kısası kalbin acı çektirdiği nerde görülmüş; en kötü ihtimal “hık hık” deyip birkaç saniye içinde mortu çeker, küt diye gidersiniz. Fakat karaciğerin acısı tıpkı bir aşk acısı gibi yaşam boyu sizle kalır. İstediğiniz gibi eğlenemezsiniz. Farz-ı mahal felekten bir gece çalmak için dışarı çıktınız, içkinin en güzel yerinde size korkunç bir ağrı verecektir. Aynı aşk acısı gibi; en mutlu anınızda, gözünüzün önüne geçmişe dair izler çıkartır ve tek kelimeyle bütün neşenizin içine sıçar. İkisi de hayattan zevk almamanız için ellerinden geleni fütursuzca yaparlar.

Birinde ölüm huzurlu ve kolayken diğerinde yaşam hırçın ve zordur.

Benim vardığım en son nokta budur… Bence aşkın sembolü asıl karaciğerdir. İtirazı olan varmı bilmiyorum. Hoş, itirazlarınız çok da umurumda sanki.

Bütün Karaciğerimle, Sevgi ve Saygılarımla;
Hacı Gökhan Akman