sor bana, vereyim cevabını

eğer üyeyseniz ve giriş yaptıysanız, bilgileriniz gözükerek soru sorarsınız fakat, ben herkese açık tuttum. Dilediğiniz gibi sizi bilmeden soru sorabilirsiniz bana.

( aynı zamanda yan menüyede yerleştirdim)

Merhaba dünya!

Sitenin barındığı yerden kanynaklı bir sorun yaşadık ve hiç bir yedeğimiz olmadan ( Google – Cache ile ) siteyi taşıdık. Yeniden Merhaba Dünya

Yeni Yılda Aşk Kapıyı Çaldı

Yeni yıla girerken aşk kapımı çaldı. Birden bire O(M)’nu gördüm. Bulutların üzerinde gezen ruhumu ancak bilgisayar başına indirebildim. Ancak şimdi buldum yazma fırsatı. Beni bulutların üzerine çıkaran aşkımı hergün, her dakika görmek istiyorum.

İ. Melih Gökçek Mühendislik Hataları

A noktasından ( Yan yoldan ) gelip ışığa takılmamak için üst köprüye çıkmak isteyen bir sürücü için şerit değiştirmelidir. Fakatbu şerit değiştirme için bırakılan alan yalnızca 74 metre. 74 Metre uzun bir yol gözükebilir fakat bir aracın şerit değiştirmesi için oldukça kısa bir mesafedir. Özelliklede aşağı yoldan gelen trafiğin yoğun olduğu saatlerde bu mesafe çok kısa. Sürücü için ıstırap halini almaktan öteye gidemiyor. Zamanında dava açılmıştı, keşke bu şekilde proje yapılacaksa hiç yapılmasaydı. Bir kişinin dahi kaza yapmasına sebep olabiliyorsa, bunu çizene Mühendis demem Ben.

Bilirmiydim?

Öylesine karalama yaparken yazdım, kayıtlı kalması için blogumda yayınlıyorum
*bilirmiydim
*böyle olacağını
*melekleri andıran
*bu ışıkların
*sonum olacağını
*yavaş yavaş yaklaşıyorlardı üzerime
*gökten inen iki melekti sanki üzerime gelen
*nerden bilebilirdim ki
*o kadar güzellerdiki
*baktıkça baktıkça
*doyamadım
*dahada bakmak için
*durdum yerimde
*bilsem dururmuydum orda
*ayaklarım yere bağlanmıştı sanki
*kıpırdayamıyordum
*üzerime geliyorlardı
*hızlanmışlardı
*geliyorlardı
*bilsem kıpırdamak için çabalamazmıyım.
*gözlerim onlardan başkasını görmez olmuştu
*kulaklarım sağır olmuştu bu güzellik karşısında
*bilseydim, gözlerimi ayırmak için çabalamazmıydım.
*ah diyorum şimdi
*gökteki bulutlardan dünyaya bakarak
*ah diyorum
*bir güç olsaydı
*bana bu meleklerin sahte olduğunu gösterseydi
*aslında ışığın arkadasına saklanmış bir şeytan olduğunu
*2 çift ışıktı sadece yaklaşan
*nerden bilebilirdim
*sadece ekemk almak için çıkmıştım dışarı
*nerden bilebilirdim
*bu iki ışığın sonum olacağını
*bu iki ışığın gördüğüm son güzellik olduğunu
*yinede diyorum
*2 melek görerek elveda dedim dünyaya
*elveda dünya elveda
*nerden bilebilirdim ki

İ. Melih Gökçek Köprü Karmaşası

Bünyesinde yol ve kavşak projeleriyle ilgilenecek bir birim bulundurmayan belediyelerimiz, ilginçtir, bu hizmetleri dışarıdan satın alma yolunu da seçmiyor. Bu iş dünyada nasıl yapılıyor diye araştırma ihtiyacı da hissetmeyen yöneticiler artık kime kavşak tasarlama yetkisi veriyor, bu tasarlayan(lar) hangi ölçütlere, hangi standartlara göre bu işi yapıyor diye merak etmekteyim. Ortaya çıkan ürünlerden yola çıkarak bu işin tamamen körlemesine, yeni inşa edilen kavşakların önceden yapılmış olan kavşaklara rastgele benzetilmeye çalışarak, hiç bir teknik kural dikkate alınmadan yapıldığını söyleyebilirim. Kızılay’ın ortasına bile köprülü kavşak(belediyelerimiz ve cahil basınımız bunlara “alt geçit”, “üst geçit” adlarını veriyor) yapmaya kalkan belediye zihniyetinden muzdarip Ankara’da eşdüzey kavşakların da tamamının plansız, projesiz, hesapsız kitapsız yapıldığını söylersem abarttığımı düşünmeyin.

Bugünlerde Ankara’da neredeyse bütün ana yolların tıkandığını farketmişsinizdir. Zirve saatlerde her köprülü kavşakta bir polis, sanki kontrolsüz kavşaktaymışcasına trafiği yönlendirmeye çalışıyor. Ne kadar trajikomik bir görüntü olduğunu benden başka anlayan yok korkarım. Meslek odalarından ses yok. Peki “ben hatalıyım, iş görmüyorum” diye adeta bağıran bu köprülü kavşaklar nasıl ortaya çıkıyor? Proje şu şekilde yapılıyor: Bir öğle yemeğinde peçeteye çizilmiş köprülü kavşak taslağı, projeciye gerçekleştirmesi için veriliyor. Sürecin yasal ve hukuki kısmı dosdoğru olabilir, beni teknik kısım ilgilendiriyor. Şimdi şu kavşakta şu hata var diye saymak olanaksız, çünkü neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Köprülü kavşaklarda yapılan hataları basitçe şu şekilde gruplandırıyorum:

1-) Herşeyden önce yolların bir hiyerarşisi vardır. Bir köprülü kavşak, bir ara sokağa bağlanamaz. Köprülü kavşaklar 70km/s ve üzeri hızlar için, yani şehirler arası hızlar için tasarlanır. Trafiğin 50km/s ile aktığı ya da akması gereken şehir içi bölgelerde köprülü kavşaklar amaca hizmet etmez. Mecbur kalındığında yollar katmanlı yapılacaktır elbette, ama yaya trafiğinin olduğu yerde eşdüzey kavşaklar esastır ve yaya ve taşıtın taşıt yolunu paylaştığı yerde güvenlik gereği hız en fazla 50km/s olmalıdır. Diyelim kavşak tipi seçimi yanlış yapıldı, bir kavşağın hangi hızda çalışacağının belli olması lazım. Mevcut kavşaklarda öyle yatay ve düşey kurplar var ki, TC Karayolları’nın stardardına göre 20-30km/s hızlara göre yapılmış olmaları gerekir!

Üstte: Cadde hiyerarşisi. Şüphesiz Ulaşım Dairesi’ne yabancı bir kavram.

2-) Hafta içi, hafta sonu ve zirve saat sayımları yapılmıyor. Trafik sayımı dediğiniz bu işin besmelesi. Nasıl 50-100 yıllık yağış istatistiği almadan baraj ya da yağmur suyu drenaj projesine başlayamıyorsanız, sayım yapmadan kavşak projesi yapamazsınız. Bu yetmiyormuş gibi, şehrin ileriki yıllarda alacağı şekil de hesaba katılmıyor. Ama kavşaklarımızın adları bile “60 gün”, “90 gün” vb. Bu sürenin ne kadarı sayımda geçti dersiniz?

Çok kötü tasarlanmış bir köprülü kavşak örneği. Hipodrom Caddesi – Samsun Yolu kavşağı. Bağlantı yolundan gelenler trafiğe katılamıyor.

3-) “Şerit” kavramı hem kavşakta, hem de yolda yok sayılıyor. Tipik yonca kavşakta bağlantı yolları bir(1) şerittir. Bu da 50km/s ve altı hızlar için 3m’dir. Kurp içi olduğu için bu genişlik hesap sonucu 3.5m civarına çıkabilir. Bankete güvenli bir mesafe bırakmak isterseniz de bu genişlik en fazla 4m civarında olacaktır. Aşağıda genişliği 8m’ye kadar çıkan bir bağlantı yolu görüyorsunuz (Hipodrom Yolu – K.Karabekir). Şerit çizgisi de olmayınca bu genişliğe “sığdığı kadar” taşıt yanyana girmeye çalışıyor. Bu da bağlantı yolunun tıkanmasına yol açıyor.

4-) Köprülü kavşaklarda hızlanma ve yavaşlama şeritleri, örülme bölgeleri yok. Çevre yolu üzerindeki kavşakları Karayolları yaptığı için hızlanma ve yavaşlama şeritleri vardır. Belediyenin yaptığı hiç bir kavşakta bunları bulamazsınız. Bağlantı yolları ana yollara dünyada eşi görülmeyen bir dar açıyla bağlanır. Yola katılmak isteyen sürücü aynasından trafiği kontrol edemez. Boynunu ve belini 90 dereceden fazla çevirerek yolu kontrol etmek zorunda kalır. Ne hareketin sürekliliği kalır, ne de güvenliği. Zaten bağlantı yollarına “yol ver” işaretleri konmuştur. Akan trafiğe durarak yol verilecekse, köprülü kavşağın yapılış amacı ortadan kalkmaktadır.

Gökçek öncesi dönemde yapılmış bir köprülü kavşak: Opera Kavşağı. Hızlanma ve yavaşlama şeritleri yetersiz olmakla beraber mevcut.

Hızlanma şeritleri ve örülme bölgeleri olmadan “yapılıveren” bir köprülü kavşak: Konya Yolu – Eskişehir Yolu Kavşağı. Bu eksiklikler genişletme yapılarak çözülmeye çalışıldı. Tıkanıklık şimdilik kısmen açıldı ama kazalar son bulmadı. Fotoğraf genişletme çalışması sırasında çekilmiş.

Konya Yolu – Eskişehir Yolu Kavşağı’nın bir başka kolu. Dönüş şeritleri için sonradan oluşturulan bölünmüş yol derde deva değil. Bağlantı yolundan gelenler yola yine katılamıyor. AŞTİ istikametinden Kızılay istikametine dönüş yapanlar yonca yaprağında birikiyor. Kazalar ise aynen devam…

Tipik dik açıyla yaklaşma: Ana yol trafiği sürücünün görüş alanında, katılım sorunsuz.

Paralel yaklaşma: Tipik yonca yaprağı köprülü kavşakların çalışma sistemi. Ana yol trafiği sürücünün ayna görüş alanında. Katılım sorunsuz.

Ankara tipi(?!!) yaklaşma: Hemen bütün köprülü kavşaklardaki durum. Sürücü ana yol trafiğini ne aynadan, ne de camdan görebiliyor. Sürücü başını sola doğru en az 135 derece çevirmek zorunda. Bunu hareket halinde yapamayacağı için de durmak zorunda. Sonuç: Dur-kalklarla çalış(may)an bir köprülü kavşak.

Köprülü kavşaklarda gerekli olan örülme bölgesi.

Ankara’da, Ankara Belediyesi tarafından YAPILMAMIŞ nizami bir köprülü kavşak örneği: Eskişehir Yolu – Çevre Yolu Kavşağı. TCK tarafından inşa edilen yonca tipi kavşakta en az 450m örülme bölgesi var. İşaretlendirme ve şerit çizgileri uydudan görünecek kadar muntazam.

İ. Melih Gökçek Gar Önü Köprü

“Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan alınan izinle, araç trafiğini daha seri hale getirmek için Gar Meydanı’na köprülü kavşak yapılacak. Gar Meydanı’nın başkentin tarihi dokusu açısından taşıdığı öneme işaret eden uzmanlar ise tepkili: “Ankara’da kent meydanlarının önce kavşaklara sonra da yeraltı tünellerine dönüştürülmesi sürecinde, tarihi Gar Meydanı da bir tünel giriş – çıkışı haline getirilecek.”Melih Gökçek yönetimindeki AKP’li Anakent Belediyesi, bu kez köprülü kavşak için başkentin simge mekanlarından tarihi öneme sahip gar önünü seçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan 11 Mayıs’ta çıkan kararla, araç trafiğinin kesintisiz akışı için Gar Meydanı’na köprülü kavşak yapılacak. Kararın, “kamu yararına, hukuka, imar mevzuatına, mimarlığa, şehircilik ve trafik mühendisliği esaslarına, insan haklarına, evrensel yaya hakları ile çağdaş ulaşım planlaması, kültürel peyzaj ve peyzaj planlama ilkelerine” aykırı olduğuna dikkat çeken TMMOB Peyzaj Mimarları Odası ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nce, konu yargıya taşındı. Kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istenirken, uzmanlarca sakıncalar şöyle sıralandı:- Ankara’da daha önce yapılan örneklerinde de görüldüğü gibi, gar önü katlı kavşak yapımının yol açacağı kesintisiz trafik, beraberinde getireceği yaya alt ve üstgeçitleri, genelde tüm yayaların hareketlerini zorlaştırmakta, özelde ise başta engelliler, yaşlılar, bebek arabalılar, hamileler, kalp hastalığı olanlar, fazla kilolular ve çocuklar olmak üzere çok büyük bir grubun ulaşım haklarını zorlaştırıyor ya da elinden alıyor.- Ülkemizde planlı kentsel gelişmenin ilk örneği olan Ankara, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Plancı Jansen’e yaptırılan ilk kent planından itibaren oluşturulan Sıhhiye Meydanı – Kızılay Meydanı – Güvenpark – Bakanlıklar – TBMM yaya aksı ile oluşturulan ve vurgulanan değerler, bu uygulama ile tamamen ortadan kaldırılıyor.- Düzenleme, temel ilkesi, araç değil insan taşımak olan çağdaş ulaşım politikalarına aykırı. Gelişmiş ülkelerde, bireysel araçlanmaya değil toplu taşıma öncelik veriliyor.- Karar, halen yürürlükte bulunan “Ankara Ulaşım Planı” nın temel ilkelerine ve kent merkezine ilişkin önerilerine tamamen aykırı.- Gar binası önündeki tescil altına alınan 3 anıt ağacın durumu tehlikede. Bu ağaçlar, projeye işlenmedi.Neden sakıncalı?Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonrası, Gar Meydanı’na yapılacak köprülü kavşağın yol açacağı sıkıntılardan bazıları şöyle belirlendi:- Gar Kavşağı, yapılacak düzenleme ile bugünkünden daha yetersiz hale getirilecek; bir yöndeki trafik için sağlanan kesintisiz akıma karşılık, diğer tüm yönlendeki hareketler için kapasite azalarak, sıkışlık artırılacak.- Gar Kavşağı’ndaki sol dönüş depolama alanlarının kapasitesinin artırılması gerekirken yapılan düzenleme ile bu kapasite eskisinden daha yetersiz duruma getirilecek.- Altgeçit yapılırken yayalar dikkate alınmadığı ve gerekli minimum standartlar sağlanmadığı için ortaya çıkan düzenlemede gara yaya erişimi azaltılarak, yolun karşısından Gar Meydanı’na ulaşmak zorlaştırılacak.- Ankara’da kent meydanlarının önce kavşaklara sonra da yeraltı tünellerine dönüştürülmesi sürecinde, tarihi Gar Meydanı da bir tünel giriş – çıkışı haline getirilecek.- Altgeçidin inşaatı sırasında, koridordaki çevresel, kültürel ve tarihi değerler tahrip olacak.
Uzmanlar Ne Diyor?
Peyzaj mimarları ve mimarlar, kent dokusunun toplumsal hafızayı yeniden ürettiğini, güçlendirdiğini belirterek, “Kent dokularının kentlilerden koparılmadan, kentin fiziksel planlamasında önemli bir obje olarak kullanılması zorunludur” vurgusunu yaptı. Uzmanların, değerlendirmesi şöyle: “Gar binası ve çevresi önünden geçirilmeye çalışılan ve Ankara’yı bir taşıt kenti kimliğine doğru sürükleyen bir planlama anlayışıyla TCDD önünden geçirilecek katlı kavşak ile TCDD Ankara Garı, tüm tarihi – kültürel misyonu ile Ankaralıdan koparılmaya, kentsel hafızamızdan silinmeye çalışılıyor. Bu dönüşüm ile kentin fiziksel gelişiminde tarihine, kültürel değerlerine ve şehircilik ilkesi içinde kent içi trafik düzenindeki hız artışına verdiği katkı ile bir çöküntü ve bozulmanın yaşanacağı aşikâr. Gar binası ve çevresi bir döneme ait yapıları ve Jansen Planı’nda Ankara Kalesi ve bağlanan ulaşım ağındaki merkezi odak olması ile kentin tarihine tanıklık yapmış önemli bir olgudur. Tek başına mimari bir kütleden öte, çevresiyle oluşturduğu bütünlükle kentsel silüete yaptığı vurgu ile kentsel mirasın bir parçasıdır. Ankara Garı’nın Ankara Kalesi’ne doğru yaptığı görsel açılım Jansen Planı’nda özellikle dikkate alınmış, onun üzerine temellenmiş.”
Başarılı Mimarî
Ankara Garı, asıl tarihi 1892′ye dayansa da bugünkü haliyle yapımına 1934′te başlandı, 3 yıl sonra da tamamlandı. Önemli Cumhuriyet yapıları arasında yer alan gar binası ve bütünüyle Gar Meydanı, Cumhuriyet kurulduktan sonra yeni Türkiye’nin başkentinin planlamasının emanet edildiği Alman Mimar Herman Jansen tarafından kentin önemli akslarından biri olarak kabul edildi. Yalın malzeme kullanımı ve mimarisiyle yapıldığı dönemde dikkat çeken, o günden bugüne kadar da tarihsel dokusunu koruyan gar binasının çevresindeki planlama ve yeşil alan tasarımı ise tarihi Türk bahçe örneklerinden kalıtlar sunuyor. Başkentin önemli kimlik kartlarından olan gar ve çevresi, ayrıca barındırdığı Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi, Ankara Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi ve Demiryolu Müzesi – Sanat Galerisi ile kuşaklar arasında kurulan bağlardan biri olma özelliği taşıyor.”

REZALET Anadolu Gösteri Merkezi (Anatolia)

FİYASKO, REZALET bir Şebnem Ferah Konseri ve Orginazsoyunu. Anadolu Gösteri MerkeziAnatolia ) ‘da konsere gidersem iki olsun.Neden Kadınların çantası toplanır. Konser bitiminde çantanızı bulmak için büyük bir arbedenin içine girmek ve yerde üzerine basılmış çantamızı aramak zorundamıyız? İçleri açılan, yerlere saçılan çantalar ve izdiham….

Daha konser girişinde önlenemeyen izdiham, insan iki tane demir koyarsında, sıra olmarılarını sağlarsın. Dangalak Herifler. Havalandırması bulunmayan konser alanı -> sis efektinde nefes alamayacak kadar bunalan bir hava, Peki şuna ne demeli, Kontenjan fazlası bilet satılması. Merdivenlerin dahi dolması ve izdiham yaşanması. TAM bir FİYASKO

40TL para verip girdiğiniz konserden aklınızda kalanlar konser çkışı yaşanan arbede ve izdiham. Şebo zaten erkenden bitirdi, son Ankara konserinde 12′ye kadar süren konser bu sefer 22.45′te bitti.

Yazık gerçekten yazık, küçük bir çocuğu dövmeye çalışan güvenlik görevlisini saymadım daha. Velisi gelip karakola gittiler.

Yerlere saçılmış onlarca eşya, kimlik, para, makyaj malzemesi.

yihhu’da son durum

Yihhu’nun tasarımını sevemiyordum. Şimdi tekrar tasarlanıyor ve alt yapısını tekrardan yazıyorum. 14 Şubata büyük bir çıkarma yapacağım

Yusuf Ziya ÖZCAN : Yök Siyasetin Kuklası mı?

Bilimin merkezi olması gereken bir kurum, neden bu kadar siyasi işler peşinde koşmakta? Yaptığı işlerin sonucunu bir türlü düşünmeden adımlar atmakta. Bu yapılanları sıralayarak ve örnekleyerek anlatmak daha kolay olacaktır.

  • Yök’e başkan seçildiğinde Yusuf Ziya Özcan ilk iş olarak ÖSS barajını 185′ten 165′e çekti.
    Bundaki amaç: Bu dönemki hükümet eğitim düzeyini o kadar arttırdı ki sıfırcılar azaldı! Aslında hiç bir soruya doğru cevap veremeyen öğrenci sayısı azalmadı. Baraj geriye çekilerek hiç bir soruya doğru cevap veremeyen öğrencileri az göstermekti ve istediklerine ulaştılar.
  • Kontejanlarda arttırım.
    Burdaki amaç: Bu hükümet döneminde daha çok öğrenciyi üniversite kapısında soktuk ve bu yığılmayı engelledik dediler. Fakat bu hiç bir şekilde üniversitelere sorulmadan siyasi alınan bir karardır. Kendi Üniversitemin ( Gazi Üni. ) yaklaşık 40 bin öğrencisi bulunmak ve yanlış bilmiyorsam anadolu üniversitesinden sonra en kalabalık üniversite. 2008 güz döneminde rektörümün yaptığı bir açıklama beni doğrular şekilde.

    Bize sorulmadan arttırılan kontejanlardan dolayı, geçmiş yıllarda 4 kap verdiğimiz yemeği bu sene 3 kap vermekteyiz

  • Kontenjan arttırmı 2:
    Geçen yıl yapılan kontenjan arttırımına benzer şekilde üniversitelere sorulmadan kontenjanlar 2009 güz dönemi öncesi arttırıldı. Diğer üniversiteleri bilemem fakat duyumlarıma göre, onlarında laboratuarlarında bir yenileme, büyütme çalışması yapılmamış. Aynı şekilde Mühedislik ve Mimarlık Fakültemde de sosyal alanlarda, yemekhanelerde, dersliklerde, laboratuarlarda bir yenilemeye gidilmemesine rağmen kontenjanlar %20 arttırılmıştır. Bu sene kantin hiç olmadığı kadar kalabalık, yemekhanede yemekler öğle saatine kalmadan bitmekten. İlk kontenjan arttırımı ile aynı amaca sahip bu arttırımda da yapılan işler ellerine yüzlerine bulaştırmışlardır.