i. melih gökçek olarak etiketli yazılar
i. Melih Gökçek: Vekilleri fitiller, bu işi çözerim
23 Şub
Art arda gelen ses kasetlerine dün bir yenisi daha eklendi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında geçtiği öne sürülen konuşmaların kaydında oldukça ilginç diyaloglar var.
Ses kaydına göre, geçen yıl haziran ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ABD Büyükelçiliği’ni çevreleyen yapılaşmaya ilişkin yargı kararını uygulamadığı için ‘görevini kötüye kullandığı’ gerekçesiyle hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istenen Gökçek, Burhan Kuzu’yu arıyor. Kayıttaki diyaloglara göre ‘Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur’ denilen TCK’nın 240. maddesi Gökçek için büyük bir sorun.
İşte Anayasa Profesörü, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu ile Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında geçtiği öne sürülen konuşmanın dökümü:
Melih Gökçek: 240′tan yargılıyorlar beni şimdi. 240 dediğiniz kanunda sayılmayan haller. Ben ne bileyim kanunda sayılmayan hallerin şey olduğunu abi ya.
Burhan Kuzu: Çorba gibi maydanoz gibi bir şey işte.
M.G: Abi şunu yapamaz mısınız, yani bu 240′ı 3 ay 6 aya indiremez misiniz abi ya?
B.K: Cezasını mı?
M.G: Evet?
B.K: O zaman faydası ne öyle olunca?
M.G: Abi 3 aydan 6 aya olunca, belediye başkanları bu cezayı alıyor, paraya çevriliyor, belediye başkanlığı süresi de gitmiyor. Mahkum olup içeri atsa, 2 ay gidip yatıp geliyorsun ondan sonra işine devam ediyorsun.
B.K: Hıııı. 5-6 ay diyorsun, olabilir… Şu an ne kadar ki, onun şeyi.
M.G: 1 seneden 3 seneye…
B.K: Çok…
M.G: Tabii çok abi, o kadar saçma ki, adam bankayı soyuyor 3 sene, ben 240′tan, keyfi muameleden, şundan bundan 3 sene. Olur mu böyle bir adalet?
B.K: Şu anda bana gelen 140 dosya var, bizim milletvekillerinin. Aşağı yukarı 50 küsuru, 60′a yakını bu 240…
M.G: Bu 240′ı, milletvekilleri hangisi, kaç tane varsa bir bana çıkartsana. Ben onları bir fitilleyeyim.
B.K: Var, var ben sana listesini vereyim onun.
M.G: Abi bir zahmet abi ya. Bir fitilleyeyim de 3 yıldan 6 aya indirelim bunu.
B.K: Doğru, doğru bir onun üzerinde durmak lazım. Orada icabında 240′tan yargılanan milletvekilleri gidip konuşabilir.
M.G: Konuşsunlar abi. Konuşsunlar arkadaş, ‘böyle ceza mı olur’ desinler.
B.K: Bilhassa belediye başkanları için çok zor bir ceza o.
M.G: Ben onun kulisini iyice de yaparım ortalığı ayağa kaldırırım. O listeyi ver bana.
B.K: Veririm, veririm… Onu bir ara şey yapalım. Bu hafta bizi bu dokunulmazlıklar var.
M.G: Ne yapıyorsunuz abi dokunulmazlığı?
B.K: Yıl sonuna bırakacağız, başka ne yapacağız.
M.G: Bırakın tabii abi ne yapacaksınız ya.
B.K: Şimdi bunlara güvenilmez.
M.G: Tabii abi boş verin siz.
B.K: Bizim arkadaşlar ’suçum yok’… Bakan nerede kardeşim.
M.G: Bravo işte meseleyi çözmüşsün.
B.K: Bakan nerede kardeşim, kaldırıp atacak seni adam, bak anlamıyor zaten. Anayasanın verdiği bir hakkı niye kullanmıyorsunuz?
M.G: Tabii…
B.K: Git yargılan…
M.G: Ben de diyorum ki, biz belediye başkanlarına da verin aynı yetkiyi? Niye vermeyecekler?
Gökçek ne diyor?
Gökçek, “Bu özel görüşmeyi yayınlayacak tüm yazılı ve görsel basın yayın organları için de yargıya başvuracağım” dedi. Gökçek yaptığı yazılı açıklamada konuyla ilgili şunları kaydetti: “Akşam Gazetesi’nde ‘Telekulak Tam Gaz. Bir Kaset de Gökçek ve Kuzu’nun’ başlığı ile bir haber yayınlanmıştır. Bu haber yeni bir haber değildir. Daha önce Aydınlık Dergisi’nin yayınladığı bir haberdir. Temcit pilavı gibi döndürülüp döndürülüp verilmektedir. Konuyla ilgili olarak Aydınlık Dergisi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Halen yargı süreci devam etmektedir. Özel görüşmeler yasal olarak hiçbir şekilde yayınlanamaz.
Görüşmeyi inkar etmiyor ve kabul ediyor. Yazık!
Haberr linkleri:
http://aksam.com.tr/2010/02/21/haber/siyaset/4925/gokcek__vekilleri__fitiller__bu_isi_cozerim.html
http://haberturk.com/haber.asp?id=208400&cat=110&dt=2010/02/21
İ. Melih Gökçek Mühendislik Hataları
3 Oca

A noktasından ( Yan yoldan ) gelip ışığa takılmamak için üst köprüye çıkmak isteyen bir sürücü için şerit değiştirmelidir. Fakatbu şerit değiştirme için bırakılan alan yalnızca 74 metre. 74 Metre uzun bir yol gözükebilir fakat bir aracın şerit değiştirmesi için oldukça kısa bir mesafedir. Özelliklede aşağı yoldan gelen trafiğin yoğun olduğu saatlerde bu mesafe çok kısa. Sürücü için ıstırap halini almaktan öteye gidemiyor. Zamanında dava açılmıştı, keşke bu şekilde proje yapılacaksa hiç yapılmasaydı. Bir kişinin dahi kaza yapmasına sebep olabiliyorsa, bunu çizene Mühendis demem Ben.
İ. Melih Gökçek Köprü Karmaşası
3 Oca
Bünyesinde yol ve kavşak projeleriyle ilgilenecek bir birim bulundurmayan belediyelerimiz, ilginçtir, bu hizmetleri dışarıdan satın alma yolunu da seçmiyor. Bu iş dünyada nasıl yapılıyor diye araştırma ihtiyacı da hissetmeyen yöneticiler artık kime kavşak tasarlama yetkisi veriyor, bu tasarlayan(lar) hangi ölçütlere, hangi standartlara göre bu işi yapıyor diye merak etmekteyim. Ortaya çıkan ürünlerden yola çıkarak bu işin tamamen körlemesine, yeni inşa edilen kavşakların önceden yapılmış olan kavşaklara rastgele benzetilmeye çalışarak, hiç bir teknik kural dikkate alınmadan yapıldığını söyleyebilirim. Kızılay’ın ortasına bile köprülü kavşak(belediyelerimiz ve cahil basınımız bunlara “alt geçit”, “üst geçit” adlarını veriyor) yapmaya kalkan belediye zihniyetinden muzdarip Ankara’da eşdüzey kavşakların da tamamının plansız, projesiz, hesapsız kitapsız yapıldığını söylersem abarttığımı düşünmeyin.
Bugünlerde Ankara’da neredeyse bütün ana yolların tıkandığını farketmişsinizdir. Zirve saatlerde her köprülü kavşakta bir polis, sanki kontrolsüz kavşaktaymışcasına trafiği yönlendirmeye çalışıyor. Ne kadar trajikomik bir görüntü olduğunu benden başka anlayan yok korkarım. Meslek odalarından ses yok. Peki “ben hatalıyım, iş görmüyorum” diye adeta bağıran bu köprülü kavşaklar nasıl ortaya çıkıyor? Proje şu şekilde yapılıyor: Bir öğle yemeğinde peçeteye çizilmiş köprülü kavşak taslağı, projeciye gerçekleştirmesi için veriliyor. Sürecin yasal ve hukuki kısmı dosdoğru olabilir, beni teknik kısım ilgilendiriyor. Şimdi şu kavşakta şu hata var diye saymak olanaksız, çünkü neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Köprülü kavşaklarda yapılan hataları basitçe şu şekilde gruplandırıyorum:
1-) Herşeyden önce yolların bir hiyerarşisi vardır. Bir köprülü kavşak, bir ara sokağa bağlanamaz. Köprülü kavşaklar 70km/s ve üzeri hızlar için, yani şehirler arası hızlar için tasarlanır. Trafiğin 50km/s ile aktığı ya da akması gereken şehir içi bölgelerde köprülü kavşaklar amaca hizmet etmez. Mecbur kalındığında yollar katmanlı yapılacaktır elbette, ama yaya trafiğinin olduğu yerde eşdüzey kavşaklar esastır ve yaya ve taşıtın taşıt yolunu paylaştığı yerde güvenlik gereği hız en fazla 50km/s olmalıdır. Diyelim kavşak tipi seçimi yanlış yapıldı, bir kavşağın hangi hızda çalışacağının belli olması lazım. Mevcut kavşaklarda öyle yatay ve düşey kurplar var ki, TC Karayolları’nın stardardına göre 20-30km/s hızlara göre yapılmış olmaları gerekir!

Üstte: Cadde hiyerarşisi. Şüphesiz Ulaşım Dairesi’ne yabancı bir kavram.
2-) Hafta içi, hafta sonu ve zirve saat sayımları yapılmıyor. Trafik sayımı dediğiniz bu işin besmelesi. Nasıl 50-100 yıllık yağış istatistiği almadan baraj ya da yağmur suyu drenaj projesine başlayamıyorsanız, sayım yapmadan kavşak projesi yapamazsınız. Bu yetmiyormuş gibi, şehrin ileriki yıllarda alacağı şekil de hesaba katılmıyor. Ama kavşaklarımızın adları bile “60 gün”, “90 gün” vb. Bu sürenin ne kadarı sayımda geçti dersiniz?

Çok kötü tasarlanmış bir köprülü kavşak örneği. Hipodrom Caddesi – Samsun Yolu kavşağı. Bağlantı yolundan gelenler trafiğe katılamıyor.
3-) “Şerit” kavramı hem kavşakta, hem de yolda yok sayılıyor. Tipik yonca kavşakta bağlantı yolları bir(1) şerittir. Bu da 50km/s ve altı hızlar için 3m’dir. Kurp içi olduğu için bu genişlik hesap sonucu 3.5m civarına çıkabilir. Bankete güvenli bir mesafe bırakmak isterseniz de bu genişlik en fazla 4m civarında olacaktır. Aşağıda genişliği 8m’ye kadar çıkan bir bağlantı yolu görüyorsunuz (Hipodrom Yolu – K.Karabekir). Şerit çizgisi de olmayınca bu genişliğe “sığdığı kadar” taşıt yanyana girmeye çalışıyor. Bu da bağlantı yolunun tıkanmasına yol açıyor.

4-) Köprülü kavşaklarda hızlanma ve yavaşlama şeritleri, örülme bölgeleri yok. Çevre yolu üzerindeki kavşakları Karayolları yaptığı için hızlanma ve yavaşlama şeritleri vardır. Belediyenin yaptığı hiç bir kavşakta bunları bulamazsınız. Bağlantı yolları ana yollara dünyada eşi görülmeyen bir dar açıyla bağlanır. Yola katılmak isteyen sürücü aynasından trafiği kontrol edemez. Boynunu ve belini 90 dereceden fazla çevirerek yolu kontrol etmek zorunda kalır. Ne hareketin sürekliliği kalır, ne de güvenliği. Zaten bağlantı yollarına “yol ver” işaretleri konmuştur. Akan trafiğe durarak yol verilecekse, köprülü kavşağın yapılış amacı ortadan kalkmaktadır.

Gökçek öncesi dönemde yapılmış bir köprülü kavşak: Opera Kavşağı. Hızlanma ve yavaşlama şeritleri yetersiz olmakla beraber mevcut.

Hızlanma şeritleri ve örülme bölgeleri olmadan “yapılıveren” bir köprülü kavşak: Konya Yolu – Eskişehir Yolu Kavşağı. Bu eksiklikler genişletme yapılarak çözülmeye çalışıldı. Tıkanıklık şimdilik kısmen açıldı ama kazalar son bulmadı. Fotoğraf genişletme çalışması sırasında çekilmiş.

Konya Yolu – Eskişehir Yolu Kavşağı’nın bir başka kolu. Dönüş şeritleri için sonradan oluşturulan bölünmüş yol derde deva değil. Bağlantı yolundan gelenler yola yine katılamıyor. AŞTİ istikametinden Kızılay istikametine dönüş yapanlar yonca yaprağında birikiyor. Kazalar ise aynen devam…

Tipik dik açıyla yaklaşma: Ana yol trafiği sürücünün görüş alanında, katılım sorunsuz.

Paralel yaklaşma: Tipik yonca yaprağı köprülü kavşakların çalışma sistemi. Ana yol trafiği sürücünün ayna görüş alanında. Katılım sorunsuz.

Ankara tipi(?!!) yaklaşma: Hemen bütün köprülü kavşaklardaki durum. Sürücü ana yol trafiğini ne aynadan, ne de camdan görebiliyor. Sürücü başını sola doğru en az 135 derece çevirmek zorunda. Bunu hareket halinde yapamayacağı için de durmak zorunda. Sonuç: Dur-kalklarla çalış(may)an bir köprülü kavşak.

Köprülü kavşaklarda gerekli olan örülme bölgesi.

Ankara’da, Ankara Belediyesi tarafından YAPILMAMIŞ nizami bir köprülü kavşak örneği: Eskişehir Yolu – Çevre Yolu Kavşağı. TCK tarafından inşa edilen yonca tipi kavşakta en az 450m örülme bölgesi var. İşaretlendirme ve şerit çizgileri uydudan görünecek kadar muntazam.
Yusuf Ziya ÖZCAN : Yök Siyasetin Kuklası mı?
3 Ara
Bilimin merkezi olması gereken bir kurum, neden bu kadar siyasi işler peşinde koşmakta? Yaptığı işlerin sonucunu bir türlü düşünmeden adımlar atmakta. Bu yapılanları sıralayarak ve örnekleyerek anlatmak daha kolay olacaktır.

- Yök’e başkan seçildiğinde Yusuf Ziya Özcan ilk iş olarak ÖSS barajını 185′ten 165′e çekti.
Bundaki amaç: Bu dönemki hükümet eğitim düzeyini o kadar arttırdı ki sıfırcılar azaldı! Aslında hiç bir soruya doğru cevap veremeyen öğrenci sayısı azalmadı. Baraj geriye çekilerek hiç bir soruya doğru cevap veremeyen öğrencileri az göstermekti ve istediklerine ulaştılar. - Kontejanlarda arttırım.
Burdaki amaç: Bu hükümet döneminde daha çok öğrenciyi üniversite kapısında soktuk ve bu yığılmayı engelledik dediler. Fakat bu hiç bir şekilde üniversitelere sorulmadan siyasi alınan bir karardır. Kendi Üniversitemin ( Gazi Üni. ) yaklaşık 40 bin öğrencisi bulunmak ve yanlış bilmiyorsam anadolu üniversitesinden sonra en kalabalık üniversite. 2008 güz döneminde rektörümün yaptığı bir açıklama beni doğrular şekilde.Bize sorulmadan arttırılan kontejanlardan dolayı, geçmiş yıllarda 4 kap verdiğimiz yemeği bu sene 3 kap vermekteyiz
- Kontenjan arttırmı 2:
Geçen yıl yapılan kontenjan arttırımına benzer şekilde üniversitelere sorulmadan kontenjanlar 2009 güz dönemi öncesi arttırıldı. Diğer üniversiteleri bilemem fakat duyumlarıma göre, onlarında laboratuarlarında bir yenileme, büyütme çalışması yapılmamış. Aynı şekilde Mühedislik ve Mimarlık Fakültemde de sosyal alanlarda, yemekhanelerde, dersliklerde, laboratuarlarda bir yenilemeye gidilmemesine rağmen kontenjanlar %20 arttırılmıştır. Bu sene kantin hiç olmadığı kadar kalabalık, yemekhanede yemekler öğle saatine kalmadan bitmekten. İlk kontenjan arttırımı ile aynı amaca sahip bu arttırımda da yapılan işler ellerine yüzlerine bulaştırmışlardır.
Süleyman Karaman : TCDD’de boşa giden paralar 1
3 Ara
Süleymancığım sen neden o koltukta 5 senedir oturuyorsun? Çok basit bir şeyi dahi bu yönetim nasıl eline yüzüne bulaştırabiliyor. O şeyden hemen bahsedeceğim.

Ankara banliyö istasyonlarına konana turnikelere baktıkça icim acıyor. Çünkü keşke resimdeki gibi kullanışlı turnikeler olsaydı.
Yüksek talep nedeniyle oluşan izdihamdan dolayı bilet kontrollerinin bile yapılamadığı, bu durumdan faydalanan bazı yolcuların ise bilet almadan ücretsiz yolculuk yaptıkları belirtiliyor. Yetkililer, bilet alarak yolculuk yapan vatandaşlardan, bu durumdan duydukları rahatsızlığı içeren çok sayıda şikayet aldıklarını bildirdi.Yetkililer, kaçak yolculuklar konusunda en fazla şikayetin personelden geldiğini, turnike konularak bu sıkıntıyı aşmaya çalıştıklarını vurguladı.
- Şimdi sorun ney miş?
- Kaçak yolcuların binmesini engellemek
- Peki Konulan turnikeler Nasıl?
- Boşa dönüyor, herhangi bir jeton bilet ile çalışmamakta. Kaçak yolcuya nasıl engel olmuş oldu?
- Engelliler için, yada çocuk arabaları için dar ve geçemiyorlar.
Ben bu turnikelerin şartnamesini hazırlayan Mühendise bu yüzden Mühendis demem. Bir hocam vardı ve şöyle derdi hep: “normal bir turnikeyi herkes yapar, engellilere uygun turnikeyi mühendis yapar“.
Bu kadar para harcayarak konulan turnikeler sorunu çözdü mü? Yoksa insanlara zorluk çıkarmaktan başka ne işe yaradı?
Ankarada Boşa Giden Paralar 1: Gökkuşağı
3 Eyl
Milli Kütüphanenin hemen arkasında yer alan ve yapıldıktan sonra yıkılmaya terk edilen yerden bahsettiğimi hemen anlamış olmalısınız. Ankaranın en işlek bulvarlarının orta refüjüne konmuş bir yapı. yaklaşık 350 metre uzunluğunda olan bu yapı, şuan terkedilmiş vaziyette durmaktadır.şimdi belediyenin ücretsiz olarak dağıtılan yayın organında yazılan şeklini sizlere sunmak istiyorum
ankara büyükşehir belediyesi; gökkuşağı prestij projesiyle, ankara’ya hem estetik, hem de işlevsel bir mekan daha kazandırıyor.
eskişehir yolu milli kütüphane önü alt geçit üzerindeki 340 metrelik yol şeridi, gökkuşağının sihirli renklerine bürünecek. büyükşehir belediyesi’nce estetik kaygılar ön planda tutularak düzenlenen 7 bin metrekarelik alanda ankaralılar’a sunulan hizmet, projenin başkente kattığı görsel güzellikle bütünleşecek.
proje alanında incelemelerde bulunan ankara büyükşehir belediye başkanı melih gökçek, gökkuşağının kentin batı aksına farklı bir hava kazandıracağını söyledi.
aydınlatma düzeni, gökkuşağı renklerinin oluşturduğu renk armonisi ve lazer sistemiyle sağlanacak ışık ve renklerin dansının, özellikle geceleri hafızalarda unutulmayacak bir iz bırakacağını vurgulayan gökçek, “iddia ediyorum, oluşacak renk cümbüşünün türkiye’de değil, avrupa’da bile bir benzeri yok” dedi.
yolun yan tarafında inşaatı devam eden yer altı metro istasyonunun üzerinde yer alacak otoparkla da, otopark sorununun çözüleceğinin hatırlatan gökçek, gökkuşağını; merkezi konumu, bahçelievler ve emek semtlerine yakınlığıyla ankaralılar’ın, özellikle üniversitelilerin yeni gözdesi olmaya aday bir mekan olarak takdim etti.kafeterya ve büfeler:
büyükşehir belediyesi, gökkuşağı projesiyle ankaralılar’a uygun koşullarda yemek yiyebilecekleri ve zaman geçirebilecekleri sevimli bir mekan sunuyor.
gökkuşağında alt yapısı, havalandırma, klima düzeni ve tuvaletleri tmamlanan, 17 metrekarelik mutfak, 94 metrekarelikikram salonu ve 130 metrekarelik teraslarıyla 6 adet kafeterya bulunuyor.
inşa edilen 16 adet büfede ise gazete-dergi, tekel, meşrubat, müzik market, bilgisayar mağazası, kuruyemiş-kahve, hediyelik eşya, telekom bayi, çiçekçi, bijuteri, kırtasiye, eczane gibi öncelikli olarak düşünülen hizmetlein veilmesi planlanıyor.estetik ön planda:
gökkuşağı; farklı renkte ışıklarla süslenen fıskiyeleri, 7.5 metre çapında 2 havuzuyla, gündüz bir başka, gece bir başka tat verecek.
tarihi kentlerin sembollerinden saat kulesi de projede günün koşullarına uygun yapıda yerini aldı.
kentin gidiş-geliş istikameti düşünülerek, alanın iki ucuna önlü-arkalı 2′şer saatin bulunduğu 10 metre yüksekliğinde 2 adet kule inşa edildi.
gökkuşağında büfe alanlarının güneş, yağmur ve kardan korunmasını sağlayacak, her biri yaklaşık 230 metrekarelik 6 mebran gölgelik bulunuyor.
tümüyle granit taş döşenen 2 meydanı ve buz mavisi ışıklandırılan 42 adet cam panelin yerleştirildiği yürüyüş yolları ise projenin işlevsellikle birlikte estetiğe verdiği önemin güzel bir örneği. ayrıca; 2’si özürlüler, 2’si bay, 2’si bayan olmak üzere projede yer alan 6 genel tuvalet ise ankaralılar’a hizmet vermeye hazır. düzenlenen alanın etrafına 1′er metre aralıklarla yerleştirilen kırmızı, mor, mavi, yeşil, sarı, beyaz, pembe, kırmızı renk dönüşümü yapacak olan emniyet babaları ise yol boyunca farklı bir renk cümbüşü oluşturacak. giriş ve çıkışların 2 uç noktadan yapılacağı alanın çevresi, 1,5 metre yüksekliğinde, darbe ve kırılmaya karşı dayanıklı camla çerçeveleniyor.
Şimdi bu yazıyı irdeleyerek gidelim. İsmet İnönü Bulvarında Milli Kütüphanenin olduğu bölgeye alt geçitin yapılması ile, üst yol daraldı ve üst kısımda bir boşluk oluştu. Sanırım belediyedeki görevli kişiler ne yapsak, ne yapsak boşluğu doldursak derdine düştüler ve kütüphaneden etkilenerek gençlerin geleceği bir yer olsun dediler.
Bahçelievler, özellikle 7. cadde, gençlerin uğrak mekanlarından biridir.Gençleri düşünmeleri sevindirici ve takdire şayan bir davranış fakat uygulama çok yanlış. Yapılan büfeler, kafetaryalar bulvarın tam orasında ve her iki taraflı olarak ciddi bir trafik yoğunluğu bulunmaktadır. Gençler oturup sohbet etmek, yemek yemek istediğinde trafiğin ortasında gürültü ve dumanın içinde olacakları belediyecilerin hiç mi hiç akıllarına gelmedi mi? Oraya inek bağlasan bırakın kirliliği, gürültüden durmaz. i. Melih Gökçek bunu düşünememiş olması beni hiç şarşıtmadı.
3 Trilyon 610 milyar paranın harcandığı bu proje 2006 senesinde tamamlandı ve 3 senedir hiç bir şekilde faaliyete geçmedi. Yanında metro inşaatı sebebiyle, tüm yapı çatlaklar içinde ve tekrar faaliyet göstermesi için büyük paralara tekrar ihtiyacı vardır.
Bu projede yanlış olanı görmeyen belediye yetkililerine bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Emek ve Bahçelievler semtlerinin en büyük sorunu park edilecek yerin bulunmayışıdır. Ankaranın en işlek caddelerinden 7. cadde de park sebebiyle trafik sıkışmakta, bazen hiç trafik ilermemektedir. Gökkuşağı’nın altında bulunan, katlı kavşak, güçlendirilmeli ve üzerine çok katlı otopark inşa edilmedilir. Hem otoparktan gelir edecek belediye, hemde park sorunun büyük ölçüde çözecektir.
Giden 4 Trilyon paranın hesabını kim ne zaman soracak göreceğiz? Bu paranın i. Melih Gökçek beye sorulması şart!!
i. melih gökçek tarafından 1 kuruşlar ile soygun
3 Eyl
ANKARA Büyükşehir Belediyesi yönetimince 9.10.2008 tarihinde ulaşıma yapılan ikinci zam Ankara 9. İdare Mahkemesi’nce; hukuka, hakkaniyete, külfetlerin adil dağıtılması ilkesine ve kamu yararına aykırı bulunmuş ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmişti.
Bu karardan sonra toplu taşımacılıkta inidirim bekleyen halk, bir sürprizle karşılaşmıştır. Çünkü belediye meclisi 1 kuruş indirim yaptığını söyleyerek dava kararlarına uyduklarını iddaa etmişlerdir. Fakat bu usulsüzlüğün başlangıcıdır. Yürütmeyi durdurma kararı verilmesi üzerine 9.10.2008′de yapılan 20 kuruşluk zammın geri alınması ve o tarihteki bilet fiyatlarına dönülmesi gerekirdir. Halbuki Büyükşehir’den insanları güldüren 1 kuruşluk indirim çıkmıştır.
Halkı en pahalı toplu taşımaya bindiren i. melih gökçek‘ten ilginç bir savunma geldi ve EGO’nun zarar ettiğini sayılarla ifade etti. Şimdi o sayılara bakalım:
Mahkemenin bu kararı verirken Ankara Büyükşehir Belediyesince alınan 500 otobüse ödenecek parayı ve 2008 yılında otobüsten EGO’nun 121 milyon liralık zararını hesaba katmadığı ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:
“Otobüsler her yıl ortalama 121 milyon lira zarardadır. Yılda 210 milyon yolcu taşıyan otobüslerimiz yolcu başına 58 kuruş zarar etmektedir. Ayrıca bu yıl yeni alınan otobüsler için yolcu başına EGO’ya 67 kuruş ek külfet gelmektedir. Bu aslında 120 kuruşa toptan satılan biletin 240 kuruştan satılmasını gerektirmektedir. Durum böyle olduğu halde bilir-bilmez kişiler kamuoyu önüne çıkıp şov yapmaktadır. Hesaptan anlamayan bu kişilerin pahalı bilet uygulaması iddiası son derece saçma ve gülünçtür.”
Şimdi Ankaradan daha büyük bir şehre bakalım ve ordaki fiyatlara bakarak, mukayese edelim:
Minibüslere yapılan zam oranı yüzde 10. İndi-bindi diye tabir edilen en kısa mesafedeki 1,2 TL’lik ücret, 1,3 TL’ye çıkıyor.
Ankaradaki dolmuşlarda (minibüslerde) indi-bindi ücreti 1.7 TL uzak mesafe 2 TL olarak ödemekteyiz. Bizden daha büyük ve daha uzun yol kateden otobüsler, dolmuşlar İstanbulda zarar etmezken, Ankarada daha pahalıya bindiğimiz EGO nasıl zarar etmektedir? Bu zammın mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı çıkmasına rağmen neden geri alınmadı ve halkla dalga geçerek 1 kuruşluk inidirm yapılmıştır?
- 1 kuruşlar kimin cebine gitmektedir?
- İstanbul Belediyesi 1.3TL ile zarar etmezken, EGO nasıl 1.7TL ücrete rağmen zarar etmektedir?
1 kuruşlar halka ödenemediğinden kayıtlarda gözükmemektedir. Birileri bu paralar ile zengin olabilir, işte küçük bir hesaplama:
Günlük 10bin kişini bilet aldığı bir otobüs/bilet satışı:
1 kuruş x 10000 kişi= 10000 kuruş = 100 TL ( günlük )
100 Tl. x 30 = 3000 TL ( aylık )
Birileri aylık binleri -milyarları- cebine indiriyor ve ne vergi veriliyor ne kayıtlarda var bu para.
- Maliye Büyükşehire ne zaman soracak bu paraların hesabını?
Melih Gökçek ve Hilmi Güler Konuşması – Al takke ver külah
3 Eyl
Bugun internete düşen ve bir çok kişi tarafından paylaşılan bir telefon görüşmesini sizlerle paylaşmak istiyorum.Konuşmada adı geçen i. Melih Gökçek ve Dönemin Bakanı Hilmi Güler.
7. Cadde Trafiğe Kapatılsın Ama Alkol Oyununa Hayır!
3 Eyl
Uzun süre sonra, i. melih gökçek ile aynı karardayım. Bahçelievler 7. cadde trafiğe kapatılarak, yaya yolu şekline getirilmelidir. Bundan hem esnaf, hem yayalar kârlı çıkacaktır. Araba ile 7. cadde üzerinde seyahat eden hiç kimse alış veriş yapmadığından esnafa hiç bir katkısı yoktur. Trafiğe kapatılan bir yol olduğunda yayalar artacaktır. Daha çok insansın caddeye gelmesi esnafın kârına olacak bir durumdur.
Daha geniş bir caddede yürümek, insaları daha çok cezbedecektir. Milli Kütüphaneninde burda olması, gençlerin buraya rağbetini artıracaktır. Hem biz, hem esnaf bu işten kârlı çıkacatır. Ilgili haberi aşağıda bulabilirsiniz.
Bahçelievler için büyük referandum
Başkan Gökçek Başkent’in en popüler caddesi Bahçelievler 7. Cadde’nin trafiğe kapatılıp kapatılmamasıyla ilgili referandum yapılacağını ve buna bölge halkının kararı vereceğini açıkladı.
BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Melih Gökçek Başkent’in en popüler caddesi Bahçelievler 7. Cadde’nin trafiğe kapatılıp kapatılmamasıyla ilgili Ankara Hürriyet’e çok özel açıklamalarda bulundu
Çankaya Belediye Meclisi’nde geçen ay alınan ve Büyükşehir Belediye Meclisi’ne gelecek olan Bahçelievler 7. Cadde ve Tunalı Hilmi Caddesi’nin trafiğe kapatılmasıyla ilgili kararı değerlendiren Gökçek, “7. Caddeyi trafiğe kapatmak benim projemdi. İzmir Caddesi’ni trafiğe kapattığımız dönem 7. Cadde esnafına da sormuştuk onlar istememişti. Şimdi Meclis’e yeni bir teklif getireceğiz. Caddenin trafiğe kapatılıp kapatılmayacağına halk ve esnaf karar verecek” dedi.
Referandum aracıyla bölge halkına 7. Cadde’yi soracaklarını belirten Gökçek şunları söyledi:
Kapanmasını istedim
Bahçelievler’i yaya bölgesi yapmak benim projemdi. Bu projenin mültivizyonu da var ve onu Meclis’te göstereceğim. Bahçelievler benim her zaman trafiğe kapatılmasını arzu ettiğim bir yerdi.
İzmir Caddesi’ni trafiğe kapatmak istediğimiz dönem 7. Cadde’yi de kapatmak istedik. İzmir Caddesi esnafı bölgenin trafiğe kapatılmasını istedi ve caddeyi bugünkü mükemmel haline getirdik. Ama o dönem Bahçelievler esnafı kapatmayı istemedi ve ben de ‘Düzenlemeyi sizin için yapıyorum, istemiyorsanız yapmam’ diyerek askıya aldım.
Meclis’e referandum teklifi
Şimdi Meclis’e yeni bir teklif getiriyorum. 7. caddedeki esnafın ve vatandaşların katılacağı bir anket yapacağız. İsim tespiti yaptıktan sonra birer tane oy pusulası olacak ve anket arabasıyla bir Pazar günü referandum yapacağız. Dükkanların oylarını ayrı, apartman sakinlerinin oylarını ayrı olacak. Bir demokratik açılım yaparak anketlerle konuya karar vereceğiz ve vatandaş ne derse o olacak. Konunun Çankaya Belediye Meclisi’yle bir alakası yoktur. Tamamen Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararıdır ve Meclisimiz de vatandaşın kararına uyacaktır diye düşünüyorum.”
Tunalı kapatılamaz
Çankaya Belediye Meclisi’nde alınan ve Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sunulan Tunalı Hilmi Caddesi’nin ise trafiğe kapatılma imkânının bulunmadığını belirten Gökçek, “7. cadde trafik yükü olan bir cadde değil. Ama Tunalı’nın yaya bölgesi olması mümkün değil. Orası Ankara’nın ana trafik akslarından biri. Öyle bir öneri bizim Meclis’imizden geçmez. Ankara’nın değişik yerlerinde yaya bölgesi uygulamasının yapılmasının çok arzu ediyorum ama müsait olan yerlere yapmak son derece önemli” dedi.
Son gelişmeler olarak, -Çankaya ve Büyükşehir- her iki belediyede bunu istediklerini belirtmeleri doğrultusunda, yakın bir süre sonra 7. caddenin kapatılacağını düşünüyorum. İlgili haber linki ve özeti:
Başkan Gökçek’in Bahçelievler 7. Cadde’nin trafiğe kapatılıp kapatılmamasıyla ilgili referandum yapılacağını açıklaması Çankaya cephesinde de yankı buldu. Çankaya Belediye Başkanı Tanık, “Büyükşehir’in ya da bizim projemiz olması önemli değil. Başkan Gökçek’in açıklamalarından yeni yaya bölgeleriyle de ilgili çok pozitif mesajlar aldım. Bizi çok sevindirdi” dedi.
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12439463
- Şimdi şöyle düşünün birileri bir barın içinde içki içiyorlar ve siz sokaktan geçiyorsunuz, ne kadar rahatsızlık duyarsınız?
- Bu işi şimdi içki yasaklandıktan sonra düşünelim, kağıtlara sarılmış bira tenekeleri ile sokakta otraun bir grubun önünden geçiyorsunuz ve ne kadar rahatsızlık duyarsınız?
Yukarda sorularımda aslında cevap oldukça basittir. Sokakta veya parkta içen grup, çevreye zarar veremeye daha meyillidir. Bu sizi daha çok rahatsız eder. Yasaklar cazibeyi arttırdığı gibi içkiye bir engel olmaz.
i. melih gökçek bey bunun referandumla yapılacağını söylemiş, Ankaralılar daha önceki referandumları hatırlarlar. Kızılayın yayalara kapatılması konusunda referanduma gidilmiş ve hayatında kızılaya gelmemiş insanlar otobüslerle kızılaya taşınarak tabî olmayan sonuçlar elde edilmesini sağlamışlardı. Ya bu sefer nasıl olacak, hepimiz izleyip göreceğiz…

